فَلَوْلَا كَانَ مِنَ الْقُرُونِ مِنْ قَبْلِكُمْ اُو𐻾لُوا بَقِیَّةٍ یَنْهَوْنَ عَنِ الْفَسَادِ فِی الْاَرْضِ اِلَّا قَلٖیلًا مِمَّنْ اَنْجَیْنَا مِنْهُمْۚ وَاتَّبَعَ الَّذٖینَ ظَلَمُوا مَٓا اُتْرِفُوا فٖیهِ وَكَانُوا مُجْرِمٖینَ
felevlâ kâne mine-lḳurûni min ḳabliküm ülû beḳiyyetiy yenhevne `ani-lfesâdi fi-l'arḍi illâ ḳalîlem mimmen enceynâ minhüm. vettebe`a-lleẕîne żalemû mâ ütrifû fîhi vekânû mücrimîn.
Mealler
Sizden önceki nesillerden aklı başında kimseler (insanları) yeryüzünde bozgunculuk yapmaktan alıkoysalardı ya! Ancak içlerinden kendilerini kurtardığımız pek az kimse bunu yapmıştı. Zulmedenler ise içinde şımartıldıkları refahın ardına düştüler ve günahkâr kimseler oldular.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Şimdi sizden evvelki karnlardan bakiyye sahipleri yer yüzünde fesaddan nehyeder olsalardı; lâkin onlardan necata erdirdiğimiz pek az kimselerden başka yok, o zulmetmekte bulunanlar ise şımartıldıkları refahın ardına düştüler ve hep mücrim oldular.
Elmalılı Hamdi Yazır