اِنَّٓا اَرْسَلْنَا نُوحًا اِلٰى قَوْمِهٖٓ اَنْ اَنْذِرْ قَوْمَكَ مِنْ قَبْلِ اَنْ یَاْتِیَهُمْ عَذَابٌ اَلٖیمٌ
Şüphesiz biz Nûh'u, kavmine, "Kendilerine elem dolu bir azap gelmeden önce kavmini uyar" diye peygamber olarak gönderdik.
Diyanet
نُوحٍ
Mekkî · 28 ayet · 29. Cüz, Sayfa 570
Sure hakkında
Mekke döneminde inmiştir. 28 âyettir. Sûrede başlıca, Nûh peygamberin mücadeleleri ve Nûh Tufanı konu edilmektedir. Sûre, adını konusundan almıştır.
اِنَّٓا اَرْسَلْنَا نُوحًا اِلٰى قَوْمِهٖٓ اَنْ اَنْذِرْ قَوْمَكَ مِنْ قَبْلِ اَنْ یَاْتِیَهُمْ عَذَابٌ اَلٖیمٌ
Şüphesiz biz Nûh'u, kavmine, "Kendilerine elem dolu bir azap gelmeden önce kavmini uyar" diye peygamber olarak gönderdik.
Diyanet
قَالَ یَا قَوْمِ اِنّٖی لَكُمْ نَذٖیرٌ مُبٖینٌۙ
Nûh şöyle dedi: "Ey kavmim! Şüphesiz, ben sizin için apaçık bir uyarıcıyım."
Diyanet
اَنِ اعْبُدُوا اللّٰهَ وَاتَّقُوهُ وَاَطٖیعُونِۙ
"Allah'a ibadet edin. Ona karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin ki sizin günahlarınızı bağışlasın ve sizi belli bir vakte kadar ertelesin. Şüphesiz, Allah'ın belirlediği vakit gelince ertelenmez. Keşke bilseydiniz."
Diyanet · 3-4. ayetlerin meali
یَغْفِرْ لَكُمْ مِنْ ذُنُوبِكُمْ وَیُؤَخِّرْكُمْ اِلٰٓى اَجَلٍ مُسَمًّىؕ اِنَّ اَجَلَ اللّٰهِ اِذَا جَٓاءَ لَا یُؤَخَّرُۘ لَوْ كُنْتُمْ تَعْلَمُونَ
3. ayetle birlikte çevrilmiştir
Diyanet
قَالَ رَبِّ اِنّٖی دَعَوْتُ قَوْمٖی لَیْلًا وَنَهَارًاۙ
Nûh şöyle dedi: "Ey Rabbim! Gerçekten ben kavmimi gece gündüz (imana) davet ettim."
Diyanet
فَلَمْ یَزِدْهُمْ دُعَٓاءٖٓی اِلَّا فِرَارًا
"Fakat benim davetim ancak onların kaçışını artırdı."
Diyanet
وَاِنّٖی كُلَّمَا دَعَوْتُهُمْ لِتَغْفِرَ لَهُمْ جَعَلُٓوا اَصَابِعَهُمْ فٖٓی اٰذَانِهِمْ وَاسْتَغْشَوْا ثِیَابَهُمْ وَاَصَرُّوا وَاسْتَكْبَرُوا اسْتِكْبَارًاۚ
"Kuşkusuz sen onları bağışlayasın diye kendilerini her davet edişimde parmaklarını kulaklarına tıkadılar, elbiselerine büründüler, inanmamakta direndiler ve büyük bir kibir gösterdiler."
Diyanet
ثُمَّ اِنّٖی دَعَوْتُهُمْ جِهَارًاۙ
"Sonra ben onları açık açık davet ettim".
Diyanet
ثُمَّ اِنّٖٓی اَعْلَنْتُ لَهُمْ وَاَسْرَرْتُ لَهُمْ اِسْرَارًاۙ
"Sonra, onlarla hem açıktan açığa, hem de gizli gizli konuştum."
Diyanet
فَقُلْتُ اسْتَغْفِرُوا رَبَّكُمْ اِنَّهُ كَانَ غَفَّارًاۙ
"Dedim ki: ‘Rabbinizden bağışlama dileyin; çünkü o çok bağışlayıcıdır.'
Diyanet