لَٓا اُقْسِمُ بِیَوْمِ الْقِیٰمَةِۙ
Kıyamet gününe yemin ederim.
Diyanet
الْقِيٰمَةِ
Mekkî · 40 ayet · 29. Cüz, Sayfa 577
Sure hakkında
Mekke döneminde inmiştir. 40 âyettir. Sûre, adını birinci âyetteki “el-Kıyâme”kelimesinden almıştır. Sûrede başlıca, öldükten sonra dirilme ve ceza, ölümsırasında insanın durumu ve kâfirlerin ahirette karşılaşacağı zorluklar konuedilmektedir
لَٓا اُقْسِمُ بِیَوْمِ الْقِیٰمَةِۙ
Kıyamet gününe yemin ederim.
Diyanet
وَلَٓا اُقْسِمُ بِالنَّفْسِ اللَّوَّامَةِ
(Kusurlarından dolayı kendini) kınayan nefse de yemin ederim (ki diriltilip hesaba çekileceksiniz).
Diyanet
اَیَحْسَبُ الْاِنْسَانُ اَلَّنْ نَجْمَعَ عِظَامَهُؕ
İnsan, kendisinin kemiklerini bir araya getiremeyeceğimizi mi sanır?
Diyanet
بَلٰى قَادِرٖینَ عَلٰٓى اَنْ نُسَوِّیَ بَنَانَهُ
Evet bizim, onun parmak uçlarını bile düzenlemeye gücümüz yeter.
Diyanet
بَلْ یُرٖیدُ الْاِنْسَانُ لِیَفْجُرَ اَمَامَهُۚ
Fakat insan önünü (geleceğini, kıyameti) yalanlamak ister.
Diyanet
یَسْـَٔلُ اَیَّانَ یَوْمُ الْقِیٰمَةِؕ
"O kıyamet günü ne zaman?" diye sorar.
Diyanet
فَاِذَا بَرِقَ الْبَصَرُۙ
Gözler kamaştığı, ay karanlığa gömüldüğü, güneş ve ay bir araya getirildiği zaman, o gün insan "kaçış nereye?" diyecektir.
Diyanet · 7-10. ayetlerin meali
وَخَسَفَ الْقَمَرُۙ
7. ayetle birlikte çevrilmiştir
Diyanet
وَجُمِعَ الشَّمْسُ وَالْقَمَرُۙ
7. ayetle birlikte çevrilmiştir
Diyanet
یَقُولُ الْاِنْسَانُ یَوْمَئِذٍ اَیْنَ الْمَفَرُّۚ
7. ayetle birlikte çevrilmiştir
Diyanet
كَلَّا لَا وَزَرَۚ
Hayır, hiçbir sığınacak yer yoktur.
Diyanet
اِلٰى رَبِّكَ یَوْمَئِذٍࣙ الْمُسْتَقَرُّؕ
O gün varıp durulacak yer, sadece Rabbinin huzurudur.
Diyanet
یُنَبَّؤُا الْاِنْسَانُ یَوْمَئِذٍ بِمَا قَدَّمَ وَاَخَّرَؕ
O gün insana, yapıp önden gönderdiği ve yapmayıp geri bıraktığı şeyler haber verilir.
Diyanet
بَلِ الْاِنْسَانُ عَلٰى نَفْسِهٖ بَصٖیرَةٌۙ
Hatta, mazeretlerini ortaya koysa da, o gün insan kendi aleyhine şahittir.
Diyanet · 14-15. ayetlerin meali
وَلَوْ اَلْقٰى مَعَاذٖیرَهُؕ
14. ayetle birlikte çevrilmiştir
Diyanet
لَا تُحَرِّكْ بِهٖ لِسَانَكَ لِتَعْجَلَ بِهٖؕ
(Ey Muhammed!) Onu (vahyi) çarçabuk almak için dilini kımıldatma.
Diyanet
اِنَّ عَلَیْنَا جَمْعَهُ وَقُرْاٰنَهُۚ
Şüphesiz onu toplamak ve okumak bize aittir.
Diyanet
فَاِذَا قَرَاْنَاهُ فَاتَّبِعْ قُرْاٰنَهُۚ
O halde, biz onu okuduğumuz zaman, onun okunuşuna uy.
Diyanet
ثُمَّ اِنَّ عَلَیْنَا بَیَانَهُؕ
Sonra onu açıklamak da bize aittir.
Diyanet