سَبَّحَ لِلّٰهِ مَا فِی السَّمٰوَاتِ وَمَا فِی الْاَرْضِۚ وَهُوَ الْعَزٖیزُ الْحَكٖیمُ
Göklerdeki ve yerdeki her şey Allah'ı tespih eder. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Diyanet
الصَّفِّ
Saf · Medenî · 14 ayet · 28. Cüz, Sayfa 551
Sure hakkında
Medine döneminde inmiştir. 14 âyettir. Sûre, adını 4. âyette geçen “saff ” kelimesinden almıştır. Saff, sıra, dizi demektir. Sûrede başlıca, Allah yolunda cihadın fazileti konu edilmektedir.
سَبَّحَ لِلّٰهِ مَا فِی السَّمٰوَاتِ وَمَا فِی الْاَرْضِۚ وَهُوَ الْعَزٖیزُ الْحَكٖیمُ
Göklerdeki ve yerdeki her şey Allah'ı tespih eder. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Diyanet
یَٓا اَیُّهَا الَّذٖینَ اٰمَنُوا لِمَ تَقُولُونَ مَا لَا تَفْعَلُونَ
Ey iman edenler! Yapmayacağınız şeyleri niçin söylüyorsunuz?
Diyanet
كَبُرَ مَقْتًا عِنْدَ اللّٰهِ اَنْ تَقُولُوا مَا لَا تَفْعَلُونَ
Yapmayacağınız şeyleri söylemeniz, Allah katında büyük gazap gerektiren bir iştir.
Diyanet
اِنَّ اللّٰهَ یُحِبُّ الَّذٖینَ یُقَاتِلُونَ فٖی سَبٖیلِهٖ صَفًّا كَاَنَّهُمْ بُنْیَانٌ مَرْصُوصٌ
Hiç şüphe yok ki Allah, kendi yolunda, duvarları birbirine kenetlenmiş bir bina gibi saf bağlayarak çarpışanları sever.
Diyanet
وَاِذْ قَالَ مُوسٰى لِقَوْمِهٖ یَا قَوْمِ لِمَ تُؤْذُونَنٖی وَقَدْ تَعْلَمُونَ اَنّٖی رَسُولُ اللّٰهِ اِلَیْكُمْؕ فَلَمَّا زَاغُٓوا اَزَاغَ اللّٰهُ قُلُوبَهُمْؕ وَاللّٰهُ لَا یَهْدِی الْقَوْمَ الْفَاسِقٖینَ
Hani Mûsâ kavmine, "Ey kavmim! Allah'ın size gönderdiği peygamberi olduğumu bilip durduğunuz halde niçin bana eziyet ediyorsunuz?" demişti. Onlar yoldan sapınca, Allah da kalplerini (doğru yoldan) saptırdı. Allah fasıklar topluluğunu hidayete erdirmez.
Diyanet