فُصِّلَتْ

41. Fussilet

Mekkî · 54 ayet · 24. Cüz, Sayfa 477

Sure hakkında

Mekke döneminde inmiştir. 54 âyettir. Sûre, adını üçüncü âyette geçen ve Kur’an âyetlerini niteleyen “fussilet” ifadesinden almıştır. “Fussilet”, “genişçe açıklandı” demektir. Sûre, ayrıca “Hâ Mîm es-Secde” diye de anılır. Sûrede başlıca hakka davet, batılda ısrar edenlerin uyarılması, vahyin insanlar üzerindeki ahlâkî ve manevî etkileri konu edilmektedir.

حٰمٓؕ

Hâ Mîm.

Diyanet

تَنْزٖیلٌ مِنَ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖیمِۚ

Bu Kur'an, Rahmân ve Rahîm olan Allah'tan indirilmedir.

Diyanet

كِتَابٌ فُصِّلَتْ اٰیَاتُهُ قُرْاٰنًا عَرَبِیًّا لِقَوْمٍ یَعْلَمُونَۙ

Bu, bilen bir toplum için Arapça bir Kur'an olarak âyetleri genişçe açıklanmış bir kitaptır.

Diyanet

بَشٖیرًا وَنَذٖیرًاۚ فَاَعْرَضَ اَكْثَرُهُمْ فَهُمْ لَا یَسْمَعُونَ

Müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderilmiştir. Fakat onların çoğu yüz çevirmiştir. Artık onlar işitmezler.

Diyanet

وَقَالُوا قُلُوبُنَا فٖٓی اَكِنَّةٍ مِمَّا تَدْعُونَٓا اِلَیْهِ وَفٖٓی اٰذَانِنَا وَقْرٌ وَمِنْ بَیْنِنَا وَبَیْنِكَ حِجَابٌ فَاعْمَلْ اِنَّنَا عَامِلُونَ

Dediler ki: "(Ey Muhammed!) Bizi çağırdığın şeye karşı kalplerimiz örtüler içerisindedir. Kulaklarımızda bir ağırlık, seninle bizim aramızda da bir perde vardır. O halde sen (istediğini) yap, şüphesiz biz de (istediğimizi) yapacağız."

Diyanet

قُلْ اِنَّمَٓا اَنَا𐻾 بَشَرٌ مِثْلُكُمْ یُوحٰٓى اِلَیَّ اَنَّمَٓا اِلٰهُكُمْ اِلٰهٌ وَاحِدٌ فَاسْتَقٖیمُٓوا اِلَیْهِ وَاسْتَغْفِرُوهُؕ وَوَیْلٌ لِلْمُشْرِكٖینَۙ

De ki: "Ben de ancak sizin gibi bir insanım. Fakat bana ilâhınızın yalnızca bir tek ilâh olduğu vahyediliyor. Artık O'na yönelin ve O'ndan bağışlanma dileyin. Allah'a ortak koşanların vay haline!"

Diyanet

اَلَّذٖینَ لَا یُؤْتُونَ الزَّكٰوةَ وَهُمْ بِالْاٰخِرَةِ هُمْ كَافِرُونَ

Onlar zekatı vermeyen kimselerdir. Onlar ahireti de inkar ederler.

Diyanet

اِنَّ الَّذٖینَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَهُمْ اَجْرٌ غَیْرُ مَمْنُونٍࣖ

Şüphesiz iman edip salih ameller işleyenler için ise kesintisiz bir mükâfât vardır.

Diyanet

قُلْ اَئِنَّكُمْ لَتَكْفُرُونَ بِالَّذٖی خَلَقَ الْاَرْضَ فٖی یَوْمَیْنِ وَتَجْعَلُونَ لَهُٓ اَنْدَادًاؕ ذٰلِكَ رَبُّ الْعَالَمٖینَۚ

De ki: "Siz mi yeri iki günde (iki evrede) yaratanı inkâr ediyor ve O'na ortaklar koşuyorsunuz? O, âlemlerin Rabbidir."

Diyanet

وَجَعَلَ فٖیهَا رَوَاسِیَ مِنْ فَوْقِهَا وَبَارَكَ فٖیهَا وَقَدَّرَ فٖیهَٓا اَقْوَاتَهَا فٖٓی اَرْبَعَةِ اَیَّامٍؕ سَوَٓاءً لِلسَّٓائِلٖینَ

O, dört gün içinde (dört evrede), yeryüzünde yükselen sabit dağlar yarattı, orada bolluk ve bereket meydana getirdi ve orada rızık arayanların ihtiyaçlarına uygun olarak rızıklar takdir etti.

Diyanet

ثُمَّ اسْتَوٰٓى اِلَى السَّمَٓاءِ وَهِیَ دُخَانٌ فَقَالَ لَهَا وَلِلْاَرْضِ ائْتِیَا طَوْعًا اَوْ كَرْهًاؕ قَالَتَٓا اَتَیْنَا طَٓائِعٖینَ

Sonra duman halinde bulunan göğe yöneldi; ona ve yeryüzüne, "İsteyerek veya istemeyerek gelin" dedi. İkisi de, "İsteyerek geldik" dediler.

Diyanet

Fussilet Suresi hakkında

Kur’an’daki sırası
41
Arapça adı
فُصِّلَتْ
İndiği yer
Mekke
İniş sırası
61
Ayet sayısı
54
Cüz
24-25
Mushaftaki sayfaları
477-482
0:00
0:00