الْاِسْرَاۤءِ

17. İsrâ

Mekkî · 111 ayet · 15. Cüz, Sayfa 282

Sure hakkında

26,32,33 ve 57. âyetler ile 73-80. âyetler Medine döneminde, diğerleri Mekke döneminde inmiştir. 111 âyettir. Sûre, adını ilk âyetin konusu olan “İsrâ” olayından almıştır. “Geceleyin yürütmek” anlamına gelen “İsrâ”, Mîrac yolculuğunda, Hz. Peygamberin bir gece, Mekke’den Kudüs’e götürülmesini ifade eder. Sûrenin diğer bir adı da “Benî İsrâil Sûresi”dir.

سُبْحَانَ الَّذٖٓی اَسْرٰى بِعَبْدِهٖ لَیْلًا مِنَ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ اِلَى الْمَسْجِدِ الْاَقْصَا الَّذٖی بَارَكْنَا حَوْلَهُ لِنُرِیَهُ مِنْ اٰیَاتِنَاؕ اِنَّهُ هُوَ السَّمٖیعُ الْبَصٖیرُ

Kendisine âyetlerimizden bir kısmını gösterelim diye kulunu (Muhammed'i) bir gece Mescid-i Haram'dan çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksa'ya götüren Allah'ın şanı yücedir. Hiç şüphesiz o, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.

Diyanet

وَاٰتَیْنَا مُوسَى الْكِتَابَ وَجَعَلْنَاهُ هُدًى لِبَنٖٓی اِسْرَٓایٖٔلَ اَلَّا تَتَّخِذُوا مِنْ دُونٖی وَكٖیلًاؕ

Mûsâ'ya Kitab'ı (Tevrat'ı) verdik ve onu, "Benden başkasını vekil edinmeyin" diyerek, İsrailoğullarına bir rehber yaptık.

Diyanet

ذُرِّیَّةَ مَنْ حَمَلْنَا مَعَ نُوحٍؕ اِنَّهُ كَانَ عَبْدًا شَكُورًا

Ey kendilerini Nûh ile birlikte (gemide) taşıdığımız kimselerin çocukları! Gerçek şu ki, o çok şükreden bir kuldu.

Diyanet

وَقَضَیْنَٓا اِلٰى بَنٖٓی اِسْرَٓایٖٔلَ فِی الْكِتَابِ لَتُفْسِدُنَّ فِی الْاَرْضِ مَرَّتَیْنِ وَلَتَعْلُنَّ عُلُوًّا كَبٖیرًا

Biz, Kitap'ta (Tevrat'ta) İsrailoğullarına, "Yeryüzünde muhakkak iki defa bozgunculuk yapacaksınız ve büyük bir kibre kapılarak böbürleneceksiniz" diye hükmettik.

Diyanet

فَاِذَا جَٓاءَ وَعْدُ اُو𐻿لٰیهُمَا بَعَثْنَا عَلَیْكُمْ عِبَادًا لَنَٓا اُو𐻾لٖی بَاْسٍ شَدٖیدٍ فَجَاسُوا خِلَالَ الدِّیَارِؕ وَكَانَ وَعْدًا مَفْعُولًا

Nihayet bu iki bozgunculuktan ilkinin zamanı gelince (sizi cezalandırmak için) üzerinize, pek güçlü olan birtakım kullarımızı gönderdik. Onlar evlerinizin arasına kadar sokuldular. Bu, herhâlde yerine gelmesi gereken bir va'd idi.

Diyanet

ثُمَّ رَدَدْنَا لَكُمُ الْكَرَّةَ عَلَیْهِمْ وَاَمْدَدْنَاكُمْ بِاَمْوَالٍ وَبَنٖینَ وَجَعَلْنَاكُمْ اَكْثَرَ نَفٖیرًا

Sonra onlara karşı size tekrar egemenlik verdik. Mallar ve çocuklarla sizi güçlendirdik; sayınızı daha da çoğalttık.

Diyanet

اِنْ اَحْسَنْتُمْ اَحْسَنْتُمْ لِاَنْفُسِكُمْ وَاِنْ اَسَاْتُمْ فَلَهَاؕ فَاِذَا جَٓاءَ وَعْدُ الْاٰخِرَةِ لِیَسُٓؤُ𐻿ا وُجُوهَكُمْ وَلِیَدْخُلُوا الْمَسْجِدَ كَمَا دَخَلُوهُ اَوَّلَ مَرَّةٍ وَلِیُتَبِّرُوا مَا عَلَوْا تَتْبٖیرًا

İyilik ederseniz kendinize iyilik etmiş olursunuz, kötülük yaparsanız yine kendinize yapmış olursunuz. İkinci bozgunculuğun zamanı gelince, yüzünüzü kara etsinler, daha önce girdikleri gibi yine mescide (Beyt-i Makdis'e) girsinler ve ellerine geçirdikleri her şeyi yerle bir etsinler diye (üzerinize yine düşmanlarınızı gönderdik.)

Diyanet

İsrâ Suresi hakkında

Kur’an’daki sırası
17
Arapça adı
الْاِسْرَاۤءِ
İndiği yer
Mekke
İniş sırası
50
Ayet sayısı
111
Cüz
15
Mushaftaki sayfaları
282-293
0:00
0:00