اُو𐻾لٰٓئِكَ لَمْ یَكُونُوا مُعْجِزٖینَ فِی الْاَرْضِ وَمَا كَانَ لَهُمْ مِنْ دُونِ اللّٰهِ مِنْ اَوْلِیَٓاءَۘ یُضَاعَفُ لَهُمُ الْعَذَابُؕ مَا كَانُوا یَسْتَطٖیعُونَ السَّمْعَ وَمَا كَانُوا یُبْصِرُونَ
ülâike lem yekûnû mü`cizîne fi-l'arḍi vemâ kâne lehüm min dûni-llâhi min evliyâ'. yüḍâ`afü lehümü-l`aẕâb. mâ kânû yesteṭî`ûne-ssem`a vemâ kânû yübṣirûn.
Mealler
Onlar yeryüzünde (Allah'ı) âciz bırakabilecek değillerdir. Onların Allah'tan başka sığınabilecekleri bir yardımcıları da yoktur. Azap onlar için kat kat artırılacaktır. Çünkü onlar (gerçekleri) işitmeğe tahammül edemiyorlar, hem de görmüyorlardı.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Bunlar arzda âciz bırakacak değillerdir, kendilerini Allah’dan kurtaracak bir hâmileri de yoktur, onlara azâb katlanacaktır, hem işitmeğe tahammül edemiyorlardı hem de görmüyorlardı.
Elmalılı Hamdi Yazır