وَضَرَبَ اللّٰهُ مَثَلًا رَجُلَیْنِ اَحَدُهُمَٓا اَبْكَمُ لَا یَقْدِرُ عَلٰى شَیْءٍ وَهُوَ كَلٌّ عَلٰى مَوْلٰیهُۙ اَیْنَمَا یُوَجِّهْهُ لَا یَاْتِ بِخَیْرٍؕ هَلْ یَسْتَوٖی هُوَۙ وَمَنْ یَاْمُرُ بِالْعَدْلِۙ وَهُوَ عَلٰى صِرَاطٍ مُسْتَقٖیمٍࣖ
veḍarabe-llâhü meŝeler racüleyni eḥadühümâ ebkemü lâ yaḳdiru `alâ şey'iv vehüve kellün `alâ mevlâhü eynemâ yüveccihhü lâ ye'ti biḫayr. hel yestevî hüve vemey ye'müru bil`adli vehüve `alâ ṣirâṭim müsteḳîm.
Mealler
Allah (şöyle) iki adamı da misal verdi: Onlardan biri dilsizdir, hiçbir şeye gücü yetmez, efendisine sadece bir yüktür. Nereye gönderse olumlu bir sonuç alamaz. Bu, adaletle emreden ve doğru yol üzere olan kimse ile eşit olur mu?
Diyanet İşleri Başkanlığı
Allah şunu da bir temsil getirdi: iki kişi birisi dilsiz, hiç bir şeye kudreti yok, efendisine sade bir ağırlık, ne tarafa gönderilse hiç bir hayre yaramaz, hiç bu, adâletle âmir olan ve doğru bir yolda giden kimseye müsavi olabilir mi?
Elmalılı Hamdi Yazır