فَاِذَا جَٓاءَ وَعْدُ اُو𐻿لٰیهُمَا بَعَثْنَا عَلَیْكُمْ عِبَادًا لَنَٓا اُو𐻾لٖی بَاْسٍ شَدٖیدٍ فَجَاسُوا خِلَالَ الدِّیَارِؕ وَكَانَ وَعْدًا مَفْعُولًا
feiẕâ câe va`dü ûlâhümâ be`aŝnâ `aleyküm `ibâdel lenâ ülî be'sin şedîdin fecâsû ḫilâle-ddiyâr. vekâne va`dem mef`ûlâ.
Mealler
Nihayet bu iki bozgunculuktan ilkinin zamanı gelince (sizi cezalandırmak için) üzerinize, pek güçlü olan birtakım kullarımızı gönderdik. Onlar evlerinizin arasına kadar sokuldular. Bu, herhâlde yerine gelmesi gereken bir va'd idi.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Şimdi birincisinin vadesi geldiği vakit üzerinize mülkiniz, şiddetli harb ehli bir takım kullar göndereceğiz de onlar tâ evlerin arabalarına girip araştıracaklar, ve bu fıîle çıkarılmış bir vaad oldu.
Elmalılı Hamdi Yazır