22. Hac

الْحَجِّ

ذٰلِكَ بِاَنَّ اللّٰهَ هُوَ الْحَقُّ وَاَنَّهُ یُحْيِ الْمَوْتٰى وَاَنَّهُ عَلٰى كُلِّ شَیْءٍ قَدٖیرٌۙ

Bu böyle. Çünkü Allah hakkın ta kendisidir. Şüphesiz O ölüleri diriltir ve O her şeye hakkıyla kadirdir.

Diyanet

وَاَنَّ السَّاعَةَ اٰتِیَةٌ لَا رَیْبَ فٖیهَاۙ وَاَنَّ اللّٰهَ یَبْعَثُ مَنْ فِی الْقُبُورِ

Çünkü kıyamet muhakkak gelecektir. Onda hiçbir şüphe yoktur ve şüphesiz Allah kabirdeki kimseleri diriltecektir.

Diyanet

وَمِنَ النَّاسِ مَنْ یُجَادِلُ فِی اللّٰهِ بِغَیْرِ عِلْمٍ وَلَا هُدًى وَلَا كِتَابٍ مُنٖیرٍۙ

İnsanlardan öylesi de vardır ki, ne bir ilmi, ne bir yol göstericisi, ne de aydınlatıcı bir kitabı olmadığı halde kibirlenerek insanları Allah'ın yolundan saptırmak için, Allah hakkında tartışmaya kalkar. Ona dünyada bir rezillik vardır. Ona kıyamet gününde de yangın azabını tattıracağız.

Diyanet · 8-9. ayetlerin meali

ثَانِیَ عِطْفِهٖ لِیُضِلَّ عَنْ سَبٖیلِ اللّٰهِؕ لَهُ فِی الدُّنْیَا خِزْیٌ وَنُذٖیقُهُ یَوْمَ الْقِیٰمَةِ عَذَابَ الْحَرٖیقِ

8. ayetle birlikte çevrilmiştir

Diyanet

ذٰلِكَ بِمَا قَدَّمَتْ یَدَاكَ وَاَنَّ اللّٰهَ لَیْسَ بِظَلَّامٍ لِلْعَبٖیدِࣖ

(Ona), "İşte bu kendi ellerinin önceden işledikleri yüzündendir. Allah kesinlikle kullara zulmedici değildir" (denir.)

Diyanet

وَمِنَ النَّاسِ مَنْ یَعْبُدُ اللّٰهَ عَلٰى حَرْفٍۚ فَاِنْ اَصَابَهُ خَیْرٌࣙ اطْمَاَنَّ بِهٖۚ وَاِنْ اَصَابَتْهُ فِتْنَةٌࣙ انْقَلَبَ عَلٰى وَجْهِهٖࣞ خَسِرَ الدُّنْیَا وَالْاٰخِرَةَؕ ذٰلِكَ هُوَ الْخُسْرَانُ الْمُبٖینُ

İnsanlardan öylesi de vardır ki, Allah'a kıyıdan kenardan kulluk eder. Eğer kendisine bir hayır dokunursa gönlü onunla hoş olur. Şâyet başına bir kötülük gelirse gerisin geri (küfre) dönüverir. O dünyayı da kaybetmiştir, ahireti de. İşte bu apaçık ziyanın ta kendisidir.

Diyanet

یَدْعُوا مِنْ دُونِ اللّٰهِ مَا لَا یَضُرُّهُ وَمَا لَا یَنْفَعُهُؕ ذٰلِكَ هُوَ الضَّلَالُ الْبَعٖیدُ

O, Allah'ı bırakır da kendine ne zarar, ne de fayda veren şeylere tapar. Bu da derin sapıklığın ta kendisidir.

Diyanet

یَدْعُوا لَمَنْ ضَرُّهُٓ اَقْرَبُ مِنْ نَفْعِهٖؕ لَبِئْسَ الْمَوْلٰى وَلَبِئْسَ الْعَشٖیرُ

Zararı faydasından daha yakın olana tapar. O (taptığı) ne kötü yardımcı, ne fena yoldaştır!

Diyanet

اِنَّ اللّٰهَ یُدْخِلُ الَّذٖینَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ جَنَّاتٍ تَجْرٖی مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُؕ اِنَّ اللّٰهَ یَفْعَلُ مَا یُرٖیدُ

Muhakkak ki Allah iman edip salih ameller işleyenleri içinden ırmaklar akan cennetlere koyacaktır. Şüphesiz Allah dilediğini yapar.

Diyanet

مَنْ كَانَ یَظُنُّ اَنْ لَنْ یَنْصُرَهُ اللّٰهُ فِی الدُّنْیَا وَالْاٰخِرَةِ فَلْیَمْدُدْ بِسَبَبٍ اِلَى السَّمَٓاءِ ثُمَّ لْیَقْطَعْ فَلْیَنْظُرْ هَلْ یُذْهِبَنَّ كَیْدُهُ مَا یَغٖیظُ

Her kim ona (Muhammed'e) Allah'ın dünyada ve ahirette asla yardım etmeyeceğini zannediyorsa hemen tavana bir ip çeksin, sonra kendini assın da bir baksın; başvurduğu (bu yöntem), öfkelendiği şeyi giderecek mi?

Diyanet

0:00
0:00