Mushafim

24. Nûr

النُّورِ

رِجَالٌۙ لَا تُلْهٖیهِمْ تِجَارَةٌ وَلَا بَیْعٌ عَنْ ذِكْرِ اللّٰهِ وَاِقَامِ الصَّلٰوةِ وَاٖیتَٓاءِ الزَّكٰوةِۙ یَخَافُونَ یَوْمًا تَتَقَلَّبُ فٖیهِ الْقُلُوبُ وَالْاَبْصَارُۙ

36. ayetle birlikte çevrilmiştir

Diyanet

لِیَجْزِیَهُمُ اللّٰهُ اَحْسَنَ مَا عَمِلُوا وَیَزٖیدَهُمْ مِنْ فَضْلِهٖؕ وَاللّٰهُ یَرْزُقُ مَنْ یَشَٓاءُ بِغَیْرِ حِسَابٍ

(Bütün bunları) Allah, kendilerini yaptıklarının en güzeli ile mükafatlandırsın ve lütfundan onlara daha da fazlasını versin diye (yaparlar). Allah dilediğini hesapsız olarak rızıklandırır.

Diyanet

وَالَّذٖینَ كَفَرُٓوا اَعْمَالُهُمْ كَسَرَابٍ بِقٖیعَةٍ یَحْسَبُهُ الظَّمْاٰنُ مَٓاءًؕ حَتّٰٓى اِذَا جَٓاءَهُ لَمْ یَجِدْهُ شَیْـًٔا وَوَجَدَ اللّٰهَ عِنْدَهُ فَوَفّٰیهُ حِسَابَهُؕ وَاللّٰهُ سَرٖیعُ الْحِسَابِۙ

İnkâr edenlere gelince; onların amelleri ıssız bir çöldeki serap gibidir. Susamış kimse onu su sanır. Yanına geldiğinde hiçbir şey bulamaz. (Tıpkı bunun gibi kâfir de hesap günü amellerinden bir şey bulamaz). Ancak Allah'ı yanında bulur da Allah onun hesabını tastamam görür. Allah hesabı çabuk görendir.

Diyanet

اَوْ كَظُلُمَاتٍ فٖی بَحْرٍ لُجِّیٍّ یَغْشٰیهُ مَوْجٌ مِنْ فَوْقِهٖ مَوْجٌ مِنْ فَوْقِهٖ سَحَابٌؕ ظُلُمَاتٌ بَعْضُهَا فَوْقَ بَعْضٍؕ اِذَٓا اَخْرَجَ یَدَهُ لَمْ یَكَدْ یَرٰیهَاؕ وَمَنْ لَمْ یَجْعَلِ اللّٰهُ لَهُ نُورًا فَمَا لَهُ مِنْ نُورٍࣖ

Yahut (inkarcıların küfür içindeki halleri) derin bir denizdeki karanlıklar gibidir. (Bir deniz ki) onu dalga üstüne dalga kaplıyor, üstünde de bulutlar var. Karanlıklar üstüne karanlıklar. İnsan elini çıkarsa neredeyse onu bile göremez. Kime Allah nur vermezse, onun için nur diye bir şey yoktur.

Diyanet

اَلَمْ تَرَ اَنَّ اللّٰهَ یُسَبِّـحُ لَهُ مَنْ فِی السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَالطَّیْرُ صَٓافَّاتٍؕ كُلٌّ قَدْ عَلِمَ صَلَاتَهُ وَتَسْبٖیحَهُؕ وَاللّٰهُ عَلٖیمٌ بِمَا یَفْعَلُونَ

Göklerde ve yeryüzünde bulunan kimselerle, sıra sıra (kanat çırparak uçan) kuşların Allah'ı tespih ettiğini görmez misin? Her biri duasını ve tesbihini kesin olarak bilmektedir. Allah onların yapmakta olduğu şeyleri hakkıyla bilendir.

Diyanet

وَلِلّٰهِ مُلْكُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۚ وَاِلَى اللّٰهِ الْمَصٖیرُ

Göklerin ve yerin hükümranlığı Allah'ındır. Dönüş de ancak Allah'adır.

Diyanet

اَلَمْ تَرَ اَنَّ اللّٰهَ یُزْجٖی سَحَابًا ثُمَّ یُؤَلِّفُ بَیْنَهُ ثُمَّ یَجْعَلُهُ رُكَامًا فَتَرَى الْوَدْقَ یَخْرُجُ مِنْ خِلَالِهٖۚ وَیُنَزِّلُ مِنَ السَّمَٓاءِ مِنْ جِبَالٍ فٖیهَا مِنْ بَرَدٍ فَیُصٖیبُ بِهٖ مَنْ یَشَٓاءُ وَیَصْرِفُهُ عَنْ مَنْ یَشَٓاءُؕ یَكَادُ سَنَا بَرْقِهٖ یَذْهَبُ بِالْاَبْصَارِؕ

Görmez misin ki Allah, bulutları sevk eder. Sonra, onları kaynaştırıp üst üste yığar. Nihayet yağmurun, onların arasından yağdığını görürsün. O, gökten, oradaki dağ (gibi bulut)lardan dolu indirir de onu dilediğine isabet ettirir, dilediğinden de geri çevirir. Bu bulutların şimşeğinin parıltısı neredeyse gözleri alacak.

Diyanet

0:00
0:00