25:40
وَلَقَدْ اَتَوْا عَلَى الْقَرْیَةِ الَّتٖٓی اُمْطِرَتْ مَطَرَ السَّوْءِؕ اَفَلَمْ یَكُونُوا یَرَوْنَهَاۚ بَلْ كَانُوا لَا یَرْجُونَ نُشُورًا
veleḳad etev `ale-lḳaryeti-lletî ümṭirat meṭara-ssev'. efelem yekûnû yeravnehâ. bel kânû lâ yercûne nüşûrâ.
Mealler
Andolsun, senin kavmin, bela yağmuruna tutularak yok edilen kente uğramışlardır. Yoksa onu görmüyorlar mıydı (ki ibret almadılar)? Hayır! (Görüyorlardı fakat) tekrar dirilmeyi ummuyorlardı.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Celâlim Hakk’ı için o fenalık yağmuruna tutulan karyeye de vardılar, artık onu görüyor değiller miydi? Doğrusu nüşur arzu etmiyorlar, uyanmak istemiyorlardı.
Elmalılı Hamdi Yazır