قَدْ كَانَ لَكُمْ اٰیَةٌ فٖی فِئَتَیْنِ الْتَقَتَاؕ فِئَةٌ تُقَاتِلُ فٖی سَبٖیلِ اللّٰهِ وَاُخْرٰى كَافِرَةٌ یَرَوْنَهُمْ مِثْلَیْهِمْ رَاْیَ الْعَیْنِؕ وَاللّٰهُ یُؤَیِّدُ بِنَصْرِهٖ مَنْ یَشَٓاءُؕ اِنَّ فٖی ذٰلِكَ لَعِبْرَةً لِاُو𐻾لِی الْاَبْصَارِ
ḳad kâne leküm âyetün fî fieteyni-lteḳatâ. fietün tüḳâtilü fî sebîli-llâhi veuḫrâ kâfiratüy yeravnehüm miŝleyhim ra'ye-l`ayn. vellâhü yü'eyyidü binaṣrihî mey yeşâ'. inne fî ẕâlike le`ibratel liüli-l'ebṣâr.
Mealler
Şüphesiz, karşı karşıya gelen iki toplulukta sizin için bir ibret vardır: Bir topluluk Allah yolunda çarpışıyordu. Öteki ise kâfirdi. (Onları) göz bakışıyla kendilerinin iki katı görüyorlardı. Allah da dilediğini yardımıyla destekliyordu. Basireti olanlar için bunda elbette ibret vardır.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Muhakkak bir âyet oldu size: Çarpışan iki cemi'yette: Bir cemiyet Allah yolunda vuruşuyordu, diğeri de kâfir: Onları gözgöre kendilerinin iki misli görüyorlardı, Allah da nusratiyle dilediğini te'yid buyuruyordu, görecek gözleri olanlar için elbette bunda şüphesiz bir ibret var.
Elmalılı Hamdi Yazır