وَاِذَا غَشِیَهُمْ مَوْجٌ كَالظُّلَلِ دَعَوُا اللّٰهَ مُخْلِصٖینَ لَهُ الدّٖینَۚ فَلَمَّا نَجّٰیهُمْ اِلَى الْبَرِّ فَمِنْهُمْ مُقْتَصِدٌؕ وَمَا یَجْحَدُ بِاٰیَاتِنَٓا اِلَّا كُلُّ خَتَّارٍ كَفُورٍ
veiẕâ gaşiyehüm mevcün keżżuleli de`avu-llâhe muḫliṣîne lehü-ddîn. felemmâ neccâhüm ile-lberri feminhüm muḳteṣid. vemâ yecḥadü biâyâtinâ illâ küllü ḫattârin kefûr.
Mealler
Onları (denizde,) bir dalga gölgelikler gibi kapladığında, dini Allah'a has kılarak ona yalvarırlar. Allah onları kurtarıp karaya çıkarınca, onlardan bir kısmı orta yolu tutar. Bizim âyetlerimizi ise ancak son derece kaypak, son derece nankör olanlar inkar eder.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Ve kara bulutlar gibi dalga sardığı vakit onları dini Allah’a hâlis kılarak yalvarırlar, sonra karaya çıkarıldığı vakit içlerinden doğru giden de bulunur ve bizim âyetlerimize ancak gaddar, nankör olanlar çıfıtlık eder.
Elmalılı Hamdi Yazır