وَمَا كَانَ لَهُ عَلَیْهِمْ مِنْ سُلْطَانٍ اِلَّا لِنَعْلَمَ مَنْ یُؤْمِنُ بِالْاٰخِرَةِ مِمَّنْ هُوَ مِنْهَا فٖی شَكٍّؕ وَرَبُّكَ عَلٰى كُلِّ شَیْءٍ حَفٖیظٌࣖ
vemâ kâne lehû `aleyhim min sülṭânin illâ lina`leme mey yü'minü bil'âḫirati mimmen hüve minhâ fî şekkin. verabbüke `alâ külli şey'in ḥafîż.
Mealler
Oysa şeytanın onlar üzerinde hiçbir hakimiyeti yoktu. Ancak ahirete inananları, onun hakkında şüphe içinde bulunanlardan ayırt edelim diye (ona bu fırsatı verdik). Senin Rabbin her şey üzerinde hakiki bir koruyucudur.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Halbuki onun onlar üzerinde hiç bir saltanat kudreti yoktu, lâkin biz Âhiret’e imanı olanı belli edecek, ondan şekk içinde bulunandan ayırt eyliyecektik. Öyle ya Rabbin her şeye karşı hafîzdir.
Elmalılı Hamdi Yazır