وَقَالَ الَّذٖینَ كَفَرُوا لَنْ نُؤْمِنَ بِهٰذَا الْقُرْاٰنِ وَلَا بِالَّذٖی بَیْنَ یَدَیْهِؕ وَلَوْ تَرٰٓى اِذِ الظَّالِمُونَ مَوْقُوفُونَ عِنْدَ رَبِّهِمْۚ یَرْجِعُ بَعْضُهُمْ اِلٰى بَعْضٍࣙ الْقَوْلَۚ یَقُولُ الَّذٖینَ اسْتُضْعِفُوا لِلَّذٖینَ اسْتَكْبَرُوا لَوْلَٓا اَنْتُمْ لَكُنَّا مُؤْمِنٖینَ
veḳâle-lleẕîne keferû len nü'mine bihâẕe-lḳur'âni velâ billeẕî beyne yedeyh. velev terâ iẕi-żżâlimûne mevḳûfûne `inde rabbihim. yerci`u ba`ḍuhüm ilâ ba`ḍin-lḳavle. yeḳûlü-lleẕîne-stuḍ`ifû lilleẕîne-stekberû levlâ entüm lekünnâ mü'minîn.
Mealler
İnkar edenler, "Biz bu Kur'an'a da ondan önceki kitaplara da asla inanmayız" dediler. Zalimler Rablerinin huzurunda durduruldukları zaman hallerini bir görsen! Birbirlerine laf çevirip dururlar. Zayıf ve güçsüz görülenler, büyüklük taslayanlara, "Siz olmasaydınız biz mutlaka iman eden kimseler olurduk" derler.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Bununla beraber O küfredenler: "biz ne bu Kur'an’a inanırız, ne de önündekine" dediler, fakat görsen o zalimler yakalanıp Rab’lerinin huzuruna durduruldukları zaman bazısı bazısına söz atarken, ki taraftan zebun edilenler, o büyüklük taslayanlara şöyle diyorlardır: siz olmasa idiniz her halde biz mü'min olurduk.
Elmalılı Hamdi Yazır