فَكَذَّبُوهُ فَاِنَّهُمْ لَمُحْضَرُونَۙ
Onu yalanladılar. Bu sebeple onlar (cehenneme) götürüleceklerdir.
Diyanet
الصَّاۤفَّاتِ
فَكَذَّبُوهُ فَاِنَّهُمْ لَمُحْضَرُونَۙ
Onu yalanladılar. Bu sebeple onlar (cehenneme) götürüleceklerdir.
Diyanet
اِلَّا عِبَادَ اللّٰهِ الْمُخْلَصٖینَ
Ancak Allah'ın ihlâslı kulları başka.
Diyanet
وَتَرَكْنَا عَلَیْهِ فِی الْاٰخِرٖینَ
Sonradan gelenler içerisinde ona güzel bir ad bıraktık.
Diyanet
سَلَامٌ عَلٰٓى اِلْ یَاسٖینَ
İlyas'a selam olsun
Diyanet
اِنَّا كَذٰلِكَ نَجْزِی الْمُحْسِنٖینَ
Şüphesiz biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız
Diyanet
اِنَّهُ مِنْ عِبَادِنَا الْمُؤْمِنٖینَ
Çünkü o bizim mü'min kullarımızdandı.
Diyanet
وَاِنَّ لُوطًا لَمِنَ الْمُرْسَلٖینَؕ
Şüphesiz Lût da peygamberlerdendi.
Diyanet
اِذْ نَجَّیْنَاهُ وَاَهْلَهُٓ اَجْمَعٖینَۙ
Hani biz onu ve geride kalanlar arasındaki yaşlı bir kadın (kâfir olan eşi) dışında bütün ailesini kurtarmıştık.
Diyanet · 134-135. ayetlerin meali
اِلَّا عَجُوزًا فِی الْغَابِرٖینَ
134. ayetle birlikte çevrilmiştir
Diyanet
ثُمَّ دَمَّرْنَا الْاٰخَرٖینَ
Sonra da diğerlerini yok ettik.
Diyanet
وَاِنَّكُمْ لَتَمُرُّونَ عَلَیْهِمْ مُصْبِحٖینَۙ
Şüphesiz sizler (yolculuklarınız sırasında) sabah akşam onların (harap olmuş) yurtlarına uğrayıp duruyorsunuz. Hâlâ düşünmeyecek misiniz?
Diyanet · 137-138. ayetlerin meali
وَبِالَّیْلِؕ اَفَلَا تَعْقِلُونَࣖ
137. ayetle birlikte çevrilmiştir
Diyanet
وَاِنَّ یُونُسَ لَمِنَ الْمُرْسَلٖینَؕ
Şüphesiz Yûnus da peygamberlerdendi.
Diyanet
اِذْ اَبَقَ اِلَى الْفُلْكِ الْمَشْحُونِۙ
Hani o kaçıp yüklü gemiye binmişti.
Diyanet
فَسَاهَمَ فَكَانَ مِنَ الْمُدْحَضٖینَۚ
Gemidekilerle kur'a çekmiş ve kaybedenlerden olmuştu.
Diyanet
فَالْتَقَمَهُ الْحُوتُ وَهُوَ مُلٖیمٌ
Böylece, Yûnus kendini kınayıp dururken balık onu yuttu.
Diyanet
فَلَوْلَٓا اَنَّهُ كَانَ مِنَ الْمُسَبِّحٖینَۙ
Eğer o, Allah'ı tespih edip yüceltenlerden olmasaydı, mutlaka insanların diriltileceği güne kadar balığın karnında kalırdı.
Diyanet · 143-144. ayetlerin meali
لَلَبِثَ فٖی بَطْنِهٖٓ اِلٰى یَوْمِ یُبْعَثُونَ
143. ayetle birlikte çevrilmiştir
Diyanet
فَنَبَذْنَاهُ بِالْعَرَٓاءِ وَهُوَ سَقٖیمٌۚ
Derken biz onu hasta bir halde sahile attık.
Diyanet
وَاَنْبَتْنَا عَلَیْهِ شَجَرَةً مِنْ یَقْطٖینٍۚ
Üzerine geniş yapraklı bir ağaç bitirdik.
Diyanet
وَاَرْسَلْنَاهُ اِلٰى مِائَةِ اَلْفٍ اَوْ یَزٖیدُونَۚ
Biz onu yüz bin, yahut daha fazla insana peygamber olarak gönderdik.
Diyanet
فَاٰمَنُوا فَمَتَّعْنَاهُمْ اِلٰى حٖینٍؕ
Nihayet onlar iman ettiler. Biz de onları bir süreye kadar geçindirdik.
Diyanet
فَاسْتَفْتِهِمْ اَلِرَبِّكَ الْبَنَاتُ وَلَهُمُ الْبَنُونَۙ
Ey Muhammed! Onlara sor: Kız çocukları Rabbinin de, erkek çocukları onların mı?
Diyanet
اَمْ خَلَقْنَا الْمَلٰٓئِكَةَ اِنَاثًا وَهُمْ شَاهِدُونَ
Yoksa biz melekleri dişi olarak yaratmışız da onlar şahid mi bulunuyorlarmış?
Diyanet
اَلَٓا اِنَّهُمْ مِنْ اِفْكِهِمْ لَیَقُولُونَۙ
İyi bilin ki onlar kendi uydurmaları olarak, "Allah çocuk sahibi oldu" diyorlar. Onlar elbette yalan söylüyorlar.
Diyanet · 151-152. ayetlerin meali
وَلَدَ اللّٰهُۙ وَاِنَّهُمْ لَكَاذِبُونَ
151. ayetle birlikte çevrilmiştir
Diyanet
اَصْطَفَى الْبَنَاتِ عَلَى الْبَنٖینَؕ
Yoksa Allah kızları erkeklere tercih mi etti?
Diyanet