48. Fetih

الْفَتْحِ

قُلْ لِلْمُخَلَّفٖینَ مِنَ الْاَعْرَابِ سَتُدْعَوْنَ اِلٰى قَوْمٍ اُو𐻾لٖی بَاْسٍ شَدٖیدٍ تُقَاتِلُونَهُمْ اَوْ یُسْلِمُونَۚ فَاِنْ تُطٖیعُوا یُؤْتِكُمُ اللّٰهُ اَجْرًا حَسَنًاۚ وَاِنْ تَتَوَلَّوْا كَمَا تَوَلَّیْتُمْ مِنْ قَبْلُ یُعَذِّبْكُمْ عَذَابًا اَلٖیمًا

Bedevîlerin (savaştan) geri bırakılanlarına de ki: "Siz, güçlü kuvvetli bir kavme karşı teslim oluncaya kadar savaşmaya çağrılacaksınız. Eğer itaat ederseniz Allah size güzel bir mükâfat verir. Ama önceden döndüğünüz gibi yine dönerseniz, Allah sizi elem dolu bir azaba uğratır."

Diyanet

لَیْسَ عَلَى الْاَعْمٰى حَرَجٌ وَلَا عَلَى الْاَعْرَجِ حَرَجٌ وَلَا عَلَى الْمَرٖیضِ حَرَجٌؕ وَمَنْ یُطِـعِ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ یُدْخِلْهُ جَنَّاتٍ تَجْرٖی مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُۚ وَمَنْ یَتَوَلَّ یُعَذِّبْهُ عَذَابًا اَلٖیمًاࣖ

Köre güçlük yoktur, topala güçlük yoktur, hastaya güçlük yoktur. (Bunlar savaşa katılmak zorunda değillerdir.) Kim Allah'a ve Peygamberine itaat ederse, Allah onu, içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyar. Kim de yüz çevirirse, onu elem dolu bir azaba uğratır.

Diyanet

لَقَدْ رَضِیَ اللّٰهُ عَنِ الْمُؤْمِنٖینَ اِذْ یُبَایِعُونَكَ تَحْتَ الشَّجَرَةِ فَعَلِمَ مَا فٖی قُلُوبِهِمْ فَاَنْزَلَ السَّكٖینَةَ عَلَیْهِمْ وَاَثَابَهُمْ فَتْحًا قَرٖیبًاۙ

Şüphesiz Allah, ağaç altında sana bîat ederlerken inananlardan hoşnut olmuştur. Gönüllerinde olanı bilmiş, onlara huzur, güven duygusu vermiş ve onlara yakın bir fetih ve elde edecekleri birçok ganimetler nasip etmiştir. Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.

Diyanet · 18-19. ayetlerin meali

وَمَغَانِمَ كَثٖیرَةً یَاْخُذُونَهَاؕ وَكَانَ اللّٰهُ عَزٖیزًا حَكٖیمًا

18. ayetle birlikte çevrilmiştir

Diyanet

وَعَدَكُمُ اللّٰهُ مَغَانِمَ كَثٖیرَةً تَاْخُذُونَهَا فَعَجَّلَ لَكُمْ هٰذِهٖ وَكَفَّ اَیْدِیَ النَّاسِ عَنْكُمْۚ وَلِتَكُونَ اٰیَةً لِلْمُؤْمِنٖینَ وَیَهْدِیَكُمْ صِرَاطًا مُسْتَقٖیمًاۙ

Allah size, elde edeceğiniz birçok ganimetler vaad etmiştir. Şimdilik bunu size hemen vermiş ve insanların ellerini sizden çekmiştir. (Allah böyle yaptı) ki, bunlar mü'minler için bir delil olsun, sizi de doğru bir yola iletsin.

Diyanet

وَاُخْرٰى لَمْ تَقْدِرُوا عَلَیْهَا قَدْ اَحَاطَ اللّٰهُ بِهَاؕ وَكَانَ اللّٰهُ عَلٰى كُلِّ شَیْءٍ قَدٖیرًا

Henüz elde edemediğiniz, fakat Allah'ın, ilmiyle kuşattığı başka (kazançlar) da vardır. Allah her şeye hakkıyla gücü yetendir.

Diyanet

وَلَوْ قَاتَلَكُمُ الَّذٖینَ كَفَرُوا لَوَلَّوُا الْاَدْبَارَ ثُمَّ لَا یَجِدُونَ وَلِیًّا وَلَا نَصٖیرًا

İnkar edenler sizinle savaşsalardı, arkalarını dönüp kaçarlar, sonra da ne bir dost, ne de bir yardımcı bulabilirlerdi.

Diyanet

سُنَّةَ اللّٰهِ الَّتٖی قَدْ خَلَتْ مِنْ قَبْلُۚ وَلَنْ تَجِدَ لِسُنَّةِ اللّٰهِ تَبْدٖیلًا

Allah'ın ötedenberi işleyip duran kanunu (budur). Allah'ın kanununda asla bir değişiklik bulamazsın.

Diyanet

0:00
0:00