یُرٖیدُونَ اَنْ یَخْرُجُوا مِنَ النَّارِ وَمَا هُمْ بِخَارِجٖینَ مِنْهَاؗ وَلَهُمْ عَذَابٌ مُقٖیمٌ
Ateşten çıkmak isterler ama ondan çıkabilecek değillerdir. Onlara sürekli bir azap vardır.
Diyanet
الْمَائِدَةِ
یُرٖیدُونَ اَنْ یَخْرُجُوا مِنَ النَّارِ وَمَا هُمْ بِخَارِجٖینَ مِنْهَاؗ وَلَهُمْ عَذَابٌ مُقٖیمٌ
Ateşten çıkmak isterler ama ondan çıkabilecek değillerdir. Onlara sürekli bir azap vardır.
Diyanet
وَالسَّارِقُ وَالسَّارِقَةُ فَاقْطَعُٓوا اَیْدِیَهُمَا جَزَٓاءً بِمَا كَسَبَا نَكَالًا مِنَ اللّٰهِؕ وَاللّٰهُ عَزٖیزٌ حَكٖیمٌ
Yaptıklarına bir karşılık ve Allah'tan caydırıcı bir müeyyide olmak üzere hırsız erkek ile hırsız kadının ellerini kesin. Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Diyanet
فَمَنْ تَابَ مِنْ بَعْدِ ظُلْمِهٖ وَاَصْلَحَ فَاِنَّ اللّٰهَ یَتُوبُ عَلَیْهِؕ اِنَّ اللّٰهَ غَفُورٌ رَحٖیمٌ
Her kim de işlediği zulmünün arkasından tövbe edip durumunu düzeltirse kuşkusuz, Allah onun tövbesini kabul eder. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
Diyanet
اَلَمْ تَعْلَمْ اَنَّ اللّٰهَ لَهُ مُلْكُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ یُعَذِّبُ مَنْ یَشَٓاءُ وَیَغْفِرُ لِمَنْ یَشَٓاءُؕ وَاللّٰهُ عَلٰى كُلِّ شَیْءٍ قَدٖیرٌ
Bilmez misin ki göklerin ve yerin hükümranlığı Allah'a aittir. O dilediğine azap eder, dilediğini de bağışlar. Allah her şeye hakkıyla gücü yetendir.
Diyanet
یَٓا اَیُّهَا الرَّسُولُ لَا یَحْزُنْكَ الَّذٖینَ یُسَارِعُونَ فِی الْكُفْرِ مِنَ الَّذٖینَ قَالُٓوا اٰمَنَّا بِاَفْوَاهِهِمْ وَلَمْ تُؤْمِنْ قُلُوبُهُمْۚ وَمِنَ الَّذٖینَ هَادُوا سَمَّاعُونَ لِلْكَذِبِ سَمَّاعُونَ لِقَوْمٍ اٰخَرٖینَۙ لَمْ یَاْتُوكَؕ یُحَرِّفُونَ الْكَلِمَ مِنْ بَعْدِ مَوَاضِعِهٖۚ یَقُولُونَ اِنْ اُو𐻿تٖیتُمْ هٰذَا فَخُذُوهُ وَاِنْ لَمْ تُؤْتَوْهُ فَاحْذَرُواؕ وَمَنْ یُرِدِ اللّٰهُ فِتْنَتَهُ فَلَنْ تَمْلِكَ لَهُ مِنَ اللّٰهِ شَیْـًٔاؕ اُو𐻾لٰٓئِكَ الَّذٖینَ لَمْ یُرِدِ اللّٰهُ اَنْ یُطَهِّرَ قُلُوبَهُمْؕ لَهُمْ فِی الدُّنْیَا خِزْیٌ وَلَهُمْ فِی الْاٰخِرَةِ عَذَابٌ عَظٖیمٌ
Ey Peygamber! Kalpten inanmadıkları halde ağızlarıyla "İnandık" diyenler (münafıklar) ile Yahudilerden küfürde yarışanlar seni üzmesin. Onlar, (Yahudiler) yalan uydurmak için (seni) dinlerler, sana gelmeyen bir topluluk hesabına dinlerler. Kelimelerin (ifade içindeki) yerlerini bildikten sonra yerlerini değiştirir ve şöyle derler: "Eğer size şu hüküm verilirse onu tutun. O verilmezse sakının." Allah kimin azaba uğramasını istemişse artık sen onun için asla Allah'a karşı hiçbir şey yapamazsın. Onlar, Allah'ın kalplerini temizlemeyi istemediği kimselerdir. Onlara dünyada bir rüsvaylık, ahirette ise yine onlara büyük bir azap vardır.
Diyanet