وَلَوْ تَرٰٓى اِذْ وُقِفُوا عَلٰى رَبِّهِمْؕ قَالَ اَلَیْسَ هٰذَا بِالْحَقِّؕ قَالُوا بَلٰى وَرَبِّنَاؕ قَالَ فَذُوقُوا الْعَذَابَ بِمَا كُنْتُمْ تَكْفُرُونَࣖ
velev terâ iẕ vuḳifû `alâ rabbihim. ḳâle eleyse hâẕâ bilḥaḳḳ. ḳâlû belâ verabbinâ. ḳâle feẕûḳu-l`aẕâbe bimâ küntüm tekfürûn.
Mealler
Rab'lerinin huzurunda durduruldukları vakit (hallerini) bir görsen! (Allah) diyecek ki: "Nasıl, şu (dirilmek) gerçek değil miymiş?" Onlar, "Evet, Rabbimiz'e andolsun ki, gerçekmiş" diyecekler. (Allah), "Öyleyse inkar etmekte olduğunuzdan dolayı tadın azabı!" diyecek.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Hem görsen onları: Rableri’nin huzuruna durdukları vakit! nasıl, diyecek; şu gördüğünüz hak değil mi imiş? Evet, Rabbimiz hakkı için diyecekler, o halde buyuracak: tadın azabı, küfrettiğinizin cezası.
Elmalılı Hamdi Yazır