Mushafim

6. En'âm

الْاَنْعَامِ

ذٰلِكُمُ اللّٰهُ رَبُّكُمْۚ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۚ خَالِقُ كُلِّ شَیْءٍ فَاعْبُدُوهُۚ وَهُوَ عَلٰى كُلِّ شَیْءٍ وَكٖیلٌ

İşte sizin Rabbiniz Allah. Ondan başka hiçbir ilah yoktur. O her şeyin yaratıcısıdır. Öyle ise O'na kulluk edin. O her şeye vekil (her şeyi yöneten, görüp gözeten)dir.

Diyanet

لَا تُدْرِكُهُ الْاَبْصَارُؗ وَهُوَ یُدْرِكُ الْاَبْصَارَۚ وَهُوَ اللَّطٖیفُ الْخَبٖیرُ

Gözler onu idrak edemez ama O, gözleri idrak eder." O, en gizli şeyleri bilendir, (her şeyden) hakkıyla haberdar olandır.

Diyanet

قَدْ جَٓاءَكُمْ بَصَٓائِرُ مِنْ رَبِّكُمْۚ فَمَنْ اَبْصَرَ فَلِنَفْسِهٖۚ وَمَنْ عَمِیَ فَعَلَیْهَاؕ وَمَٓا اَنَا𐻾 عَلَیْكُمْ بِحَفٖیظٍ

Rabbinizden size gerçekleri gösteren deliller geldi. Artık kim gözünü açar hakkı idrak ederse kendi yararına, kim de (hakkın karşısında) körlük ederse kendi zararınadır. Ben başınızda bekçi değilim.

Diyanet

وَكَذٰلِكَ نُصَرِّفُ الْاٰیَاتِ وَلِیَقُولُوا دَرَسْتَ وَلِنُبَیِّنَهُ لِقَوْمٍ یَعْلَمُونَ

Onlar, "Sen iyi ders almışsın" desinler diye ve bir de bilen bir toplum için onu (Kur'an'ı) açıklayalım diye âyetleri değişik biçimlerde işte böylece açıklıyoruz.

Diyanet

اِتَّبِعْ مَٓا اُو𐻿حِیَ اِلَیْكَ مِنْ رَبِّكَۚ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۚ وَاَعْرِضْ عَنِ الْمُشْرِكٖینَ

Ey Muhammed! Sen, Rabbinden sana vahyedilene uy. Ondan başka hiçbir ilah yoktur. Allah'a ortak koşanlardan yüz çevir.

Diyanet

وَلَوْ شَٓاءَ اللّٰهُ مَٓا اَشْرَكُواؕ وَمَا جَعَلْنَاكَ عَلَیْهِمْ حَفٖیظًاۚ وَمَٓا اَنْتَ عَلَیْهِمْ بِوَكٖیلٍ

Allah dileseydi ortak koşmazlardı. Biz seni onların başına bir bekçi yapmadık. Sen onlara vekil (onlardan sorumlu) da değilsin.

Diyanet

وَلَا تَسُبُّوا الَّذٖینَ یَدْعُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِ فَیَسُبُّوا اللّٰهَ عَدْوًا بِغَیْرِ عِلْمٍؕ كَذٰلِكَ زَیَّنَّا لِكُلِّ اُمَّةٍ عَمَلَهُمْ ثُمَّ اِلٰى رَبِّهِمْ مَرْجِعُهُمْ فَیُنَبِّئُهُمْ بِمَا كَانُوا یَعْمَلُونَ

Onların, Allah'ı bırakıp tapındıklarına sövmeyin, sonra onlar da haddi aşarak, bilgisizce Allah'a söverler. Böylece her ümmete yaptıklarını süslü gösterdik. Sonra dönüşleri ancak Rablerinedir. O, yapmakta olduklarını kendilerine bildirecektir.

Diyanet

وَاَقْسَمُوا بِاللّٰهِ جَهْدَ اَیْمَانِهِمْ لَئِنْ جَٓاءَتْهُمْ اٰیَةٌ لَیُؤْمِنُنَّ بِهَاؕ قُلْ اِنَّمَا الْاٰیَاتُ عِنْدَ اللّٰهِ وَمَا یُشْعِرُكُمْۙ اَنَّهَٓا اِذَا جَٓاءَتْ لَا یُؤْمِنُونَ

Eğer kendilerine (başka) bir mucize gelirse mutlaka ona inanacaklarına dair en güçlü yeminleriyle Allah'a yemin ettiler. De ki: "Mucizeler ancak Allah katındadır. O mucizeler geldiği vakit de inanmayacaklarını siz ne bileceksiniz?"

Diyanet

وَنُقَلِّبُ اَفْـِٔدَتَهُمْ وَاَبْصَارَهُمْ كَمَا لَمْ یُؤْمِنُوا بِهٖٓ اَوَّلَ مَرَّةٍ وَنَذَرُهُمْ فٖی طُغْیَانِهِمْ یَعْمَهُونَࣖ

Biz onların kalplerini ve gözlerini ters döndürürüz de ilkin ona iman etmedikleri gibi (mucize geldikten sonra da inanmazlar) ve yine onları azgınlıkları içinde bırakırız da bocalar dururlar.

Diyanet

0:00
0:00