اَلَهُمْ اَرْجُلٌ یَمْشُونَ بِهَاؗ اَمْ لَهُمْ اَیْدٍ یَبْطِشُونَ بِهَاؗ اَمْ لَهُمْ اَعْیُنٌ یُبْصِرُونَ بِهَاؗ اَمْ لَهُمْ اٰذَانٌ یَسْمَعُونَ بِهَاؕ قُلِ ادْعُوا شُرَكَٓاءَكُمْ ثُمَّ كٖیدُونِ فَلَا تُنْظِرُونِ
elehüm ercülüy yemşûne bihâ. em lehüm eydiy yebṭişûne bihâ. em lehüm a`yünüy yübṣirûne bihâ. em lehüm âẕânüy yesme`ûne bihâ. ḳuli-d`û şürakâeküm ŝümme kîdûni felâ tünżirûn.
Mealler
Onların yürüyecek ayakları mı var? Yahut tutacak elleri mi var? Veya görecek gözleri mi var, ya da işitecek kulakları mı var? De ki: "Haydi, çağırın ortaklarınızı, sonra bana tuzak kurun da bana göz açtırmayın bakalım!"
Diyanet İşleri Başkanlığı
Ya onların yürüyecek ayakları veya tutacak elleri veya görecek gözleri veya işidecek kulakları mı var? dedi: haydın, çağırın şeriklerinizi sonra bana istediğiniz tuzağı kurun da elinizden gelirse bana bir lâhza bile göz açdırmayın.
Elmalılı Hamdi Yazır