74. Müddessir

الْمُدَّثِّرِ

فَمَا تَنْفَعُهُمْ شَفَاعَةُ الشَّافِعٖینَؕ

Artık şefaatçilerin şefaati onlara fayda vermez.

Diyanet

فَمَا لَهُمْ عَنِ التَّذْكِرَةِ مُعْرِضٖینَۙ

Böyle iken onlara ne oluyor da, öğütten yüz çeviriyorlar?

Diyanet

كَاَنَّهُمْ حُمُرٌ مُسْتَنْفِرَةٌۙ

Onlar sanki arslandan kaçan yaban eşekleridirler.

Diyanet · 50-51. ayetlerin meali

فَرَّتْ مِنْ قَسْوَرَةٍؕ

50. ayetle birlikte çevrilmiştir

Diyanet

بَلْ یُرٖیدُ كُلُّ امْرِئٍ مِنْهُمْ اَنْ یُؤْتٰى صُحُفًا مُنَشَّرَةًۙ

Hatta onlardan her bir kişi, kendisine açılmış sahifeler verilmesini istiyor.

Diyanet

كَلَّاؕ بَلْ لَا یَخَافُونَ الْاٰخِرَةَؕ

Hayır, hayır! Onlar ahiretten korkmuyorlar.

Diyanet

كَلَّٓا اِنَّهُ تَذْكِرَةٌۚ

Hayır, düşündükleri gibi değil! Şüphesiz bu (Kur'an) bir uyarıdır.

Diyanet

فَمَنْ شَٓاءَ ذَكَرَهُؕ

Artık kim dilerse ondan öğüt alır.

Diyanet

وَمَا یَذْكُرُونَ اِلَّٓا اَنْ یَشَٓاءَ اللّٰهُؕ هُوَ اَهْلُ التَّقْوٰى وَاَهْلُ الْمَغْفِرَةِ

Bununla beraber, Allah dilemedikçe öğüt alamazlar. O takvaya (kendisine karşı gelmekten sakınılmaya) ehil olandır, bağışlamaya ehil olandır.

Diyanet

0:00
0:00