وَجَٓاءَ الْمُعَذِّرُونَ مِنَ الْاَعْرَابِ لِیُؤْذَنَ لَهُمْ وَقَعَدَ الَّذٖینَ كَذَبُوا اللّٰهَ وَرَسُولَهُؕ سَیُصٖیبُ الَّذٖینَ كَفَرُوا مِنْهُمْ عَذَابٌ اَلٖیمٌ
vecâe-lmü`aẕẕirûne mine-l'a`râbi liyü'ẕene lehüm veḳa`ade-lleẕîne keẕebü-llâhe verasûleh. seyüṣîbü-lleẕîne keferû minhüm `aẕâbün elîm.
Mealler
Bedevîlerden mazeret ileri sürenler, kendilerine izin verilsin diye geldiler. Allah'a ve Resûlüne yalan söyleyenler ise (mazeret bile belirtmeden) oturup kaldılar. Onlardan kâfir olanlara elem dolu bir azap isabet edecektir.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Bedevîler’den özürbahane edenler, kendilerine izin verilsin diye geldiler, Allah’a ve Resulü’ne yalân söyleyenler de oturdular, muhakkak bunların kâfir olanlarına elîm bir azab isabet edecek.
Elmalılı Hamdi Yazır