15. Hicr

الْحِجْرِ

قَالَ یَٓا اِبْلٖیسُ مَا لَكَ اَلَّا تَكُونَ مَعَ السَّاجِدٖینَ

Allah, "Ey İblis! Saygı ile eğilenlerle beraber olmamandaki maksadın ne?" dedi.

Diyanet

قَالَ لَمْ اَكُنْ لِاَسْجُدَ لِبَشَرٍ خَلَقْتَهُ مِنْ صَلْصَالٍ مِنْ حَمَاٍ مَسْنُونٍ

İblis dedi ki: "Ben, kuru bir çamurdan, şekillenmiş balçıktan yarattığın insan için saygı ile eğilemem."

Diyanet

قَالَ فَاخْرُجْ مِنْهَا فَاِنَّكَ رَجٖیمٌ

Allah, "Öyleyse çık oradan, çünkü sen kovuldun. Şüphesiz hesap gününe kadar lânet senin üzerinedir" dedi.

Diyanet · 34-35. ayetlerin meali

وَاِنَّ عَلَیْكَ اللَّعْنَةَ اِلٰى یَوْمِ الدّٖینِ

34. ayetle birlikte çevrilmiştir

Diyanet

قَالَ رَبِّ فَاَنْظِرْنٖٓی اِلٰى یَوْمِ یُبْعَثُونَ

İblis: "Rabbim! Öyle ise onların tekrar diriltilecekleri güne kadar bana mühlet ver" dedi.

Diyanet

قَالَ فَاِنَّكَ مِنَ الْمُنْظَرٖینَۙ

Allah da, "O halde sen vakti (yalnızca benim tarafımdan) bilinen güne (kıyamete) kadar mühlet verilenlerdensin" dedi.

Diyanet · 37-38. ayetlerin meali

اِلٰى یَوْمِ الْوَقْتِ الْمَعْلُومِ

37. ayetle birlikte çevrilmiştir

Diyanet

قَالَ رَبِّ بِمَٓا اَغْوَیْتَنٖی لَاُزَیِّنَنَّ لَهُمْ فِی الْاَرْضِ وَلَاُغْوِیَنَّهُمْ اَجْمَعٖینَۙ

İblis, "Rabbim! Beni azdırmana karşılık, andolsun ki yeryüzünde kötülükleri onlara güzel göstereceğim, içlerinde ihlâsa erdirilmiş kulların hariç, onların hepsini azdıracağım" dedi.

Diyanet · 39-40. ayetlerin meali

اِلَّا عِبَادَكَ مِنْهُمُ الْمُخْلَصٖینَ

39. ayetle birlikte çevrilmiştir

Diyanet

قَالَ هٰذَا صِرَاطٌ عَلَیَّ مُسْتَقٖیمٌ

Allah, "İşte bu bana ulaştıran dosdoğru yoldur. Azgınlardan sana uyanlar dışında, kullarım üzerinde senin hiçbir hakimiyetin yoktur" dedi.

Diyanet · 41-42. ayetlerin meali

اِنَّ عِبَادٖی لَیْسَ لَكَ عَلَیْهِمْ سُلْطَانٌ اِلَّا مَنِ اتَّبَعَكَ مِنَ الْغَاوٖینَ

41. ayetle birlikte çevrilmiştir

Diyanet

وَاِنَّ جَهَنَّمَ لَمَوْعِدُهُمْ اَجْمَعٖینَۙ

Şüphesiz cehennem, onların hepsinin buluşacağı yerdir.

Diyanet

لَهَا سَبْعَةُ اَبْوَابٍؕ لِكُلِّ بَابٍ مِنْهُمْ جُزْءٌ مَقْسُومٌࣖ

Onun yedi kapısı vardır ve her kapıya onlardan bir grup ayrılmıştır.

Diyanet

اِنَّ الْمُتَّقٖینَ فٖی جَنَّاتٍ وَعُیُونٍؕ

Şüphesiz Allah'a karşı gelmekten sakınanlar, cennetler içinde ve pınarlar başındadır.

Diyanet

اُدْخُلُوهَا بِسَلَامٍ اٰمِنٖینَ

Onlara, "Girin oraya esenlikle, güven içinde" denilir.

Diyanet

وَنَزَعْنَا مَا فٖی صُدُورِهِمْ مِنْ غِلٍّ اِخْوَانًا عَلٰى سُرُرٍ مُتَقَابِلٖینَ

Biz onların kalplerindeki kini söküp attık. Artık onlar sedirler üzerinde, kardeşler olarak karşılıklı otururlar.

Diyanet

لَا یَمَسُّهُمْ فٖیهَا نَصَبٌ وَمَا هُمْ مِنْهَا بِمُخْرَجٖینَ

Onlara orada hiçbir yorgunluk dokunmaz, onlar oradan çıkarılacak da değillerdir.

Diyanet

نَبِّئْ عِبَادٖٓی اَنّٖٓی اَنَا الْغَفُورُ الرَّحٖیمُۙ

Ey Muhammed! Kullarıma, benim elbette çok bağışlayıcı, çok merhametli olduğumu, azabımın da elem dolu azap olduğunu haber ver.

Diyanet · 49-50. ayetlerin meali

وَاَنَّ عَذَابٖی هُوَ الْعَذَابُ الْاَلٖیمُ

49. ayetle birlikte çevrilmiştir

Diyanet

وَنَبِّئْهُمْ عَنْ ضَیْفِ اِبْرٰهٖیمَۘ

Onlara İbrahim'in misafirlerinden de haber ver.

Diyanet

0:00
0:00