16. Nahl

النَّحْلِ

ثُمَّ اِنَّ رَبَّكَ لِلَّذٖینَ عَمِلُوا السُّٓوءَ بِجَهَالَةٍ ثُمَّ تَابُوا مِنْ بَعْدِ ذٰلِكَ وَاَصْلَحُٓواۙ اِنَّ رَبَّكَ مِنْ بَعْدِهَا لَغَفُورٌ رَحٖیمٌࣖ

Sonra, şüphesiz ki Rabbin; cahillik sebebiyle kötülük yapan, sonra bunun ardından tövbe eden ve durumunu düzeltenlerden yanadır. Şüphesiz Rabbin bundan sonra da elbette çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

Diyanet

اِنَّ اِبْرٰهٖیمَ كَانَ اُمَّةً قَانِتًا لِلّٰهِ حَنٖیفًاؕ وَلَمْ یَكُ مِنَ الْمُشْرِكٖینَۙ

Şüphesiz İbrahim, Allah'a itaat eden, hakka yönelen bir önder idi. Allah'a ortak koşanlardan değildi.

Diyanet

شَاكِرًا لِاَنْعُمِهِؕ اِجْتَبٰیهُ وَهَدٰیهُ اِلٰى صِرَاطٍ مُسْتَقٖیمٍ

Onun nimetlerine şükreden bir önderdi. Allah onu seçmiş ve doğru yola iletmişti.

Diyanet

وَاٰتَیْنَاهُ فِی الدُّنْیَا حَسَنَةًؕ وَاِنَّهُ فِی الْاٰخِرَةِ لَمِنَ الصَّالِحٖینَؕ

Ona dünyada iyilik verdik. Şüphesiz o, ahirette de salihlerdendir.

Diyanet

ثُمَّ اَوْحَیْنَٓا اِلَیْكَ اَنِ اتَّبِـعْ مِلَّةَ اِبْرٰهٖیمَ حَنٖیفًاؕ وَمَا كَانَ مِنَ الْمُشْرِكٖینَ

Sonra da sana, "Hakka yönelen İbrahim'in dinine uy. O, Allah'a ortak koşanlardan değildi" diye vahyettik.

Diyanet

اِنَّمَا جُعِلَ السَّبْتُ عَلَى الَّذٖینَ اخْتَلَفُوا فٖیهِؕ وَاِنَّ رَبَّكَ لَیَحْكُمُ بَیْنَهُمْ یَوْمَ الْقِیٰمَةِ فٖیمَا كَانُوا فٖیهِ یَخْتَلِفُونَ

Cumartesi gününe saygı, ancak onda görüş ayrılığına düşenlere farz kılındı. Şüphesiz Rabbin, ayrılığa düşmekte oldukları şeyler konusunda kıyamet günü aralarında hüküm verecektir.

Diyanet

اُدْعُ اِلٰى سَبٖیلِ رَبِّكَ بِالْحِكْمَةِ وَالْمَوْعِظَةِ الْحَسَنَةِ وَجَادِلْهُمْ بِالَّتٖی هِیَ اَحْسَنُؕ اِنَّ رَبَّكَ هُوَ اَعْلَمُ بِمَنْ ضَلَّ عَنْ سَبٖیلِهٖ وَهُوَ اَعْلَمُ بِالْمُهْتَدٖینَ

(Ey Muhammed!) Rabbinin yoluna, hikmetle, güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel şekilde mücadele et. Şüphesiz senin Rabbin kendi yolundan sapanları en iyi bilendir. O, doğru yolda olanları da en iyi bilendir.

Diyanet

وَاِنْ عَاقَبْتُمْ فَعَاقِبُوا بِمِثْلِ مَا عُوقِبْتُمْ بِهٖؕ وَلَئِنْ صَبَرْتُمْ لَهُوَ خَیْرٌ لِلصَّابِرٖینَ

Eğer ceza verecekseniz size yapılanın misliyle cezalandırın. Eğer sabrederseniz, elbette bu, sabredenler için daha hayırlıdır.

Diyanet

وَاصْبِرْ وَمَا صَبْرُكَ اِلَّا بِاللّٰهِ وَلَا تَحْزَنْ عَلَیْهِمْ وَلَا تَكُ فٖی ضَیْقٍ مِمَّا یَمْكُرُونَ

Sabret! Senin sabrın ancak Allah'ın yardımı iledir. Onlardan yana üzülme. Tuzak kurmalarından dolayı da sıkıntıya düşme.

Diyanet

اِنَّ اللّٰهَ مَعَ الَّذٖینَ اتَّقَوْا وَالَّذٖینَ هُمْ مُحْسِنُونَ

Şüphesiz Allah, kendisine karşı gelmekten sakınanlar ve iyilik yapanlarla beraberdir.

Diyanet

0:00
0:00