Mushafim

18. Kehf

الْكَهْفِ

وَدَخَلَ جَنَّتَهُ وَهُوَ ظَالِمٌ لِنَفْسِهٖۚ قَالَ مَٓا اَظُنُّ اَنْ تَبٖیدَ هٰذِهٖٓ اَبَدًاۙ

Derken kendine zulmederek bağına girdi. Şöyle dedi: "Bunun sonsuza değin yok olacağını sanmıyorum."

Diyanet

وَمَٓا اَظُنُّ السَّاعَةَ قَٓائِمَةًۙ وَلَئِنْ رُدِدْتُ اِلٰى رَبّٖی لَاَجِدَنَّ خَیْرًا مِنْهَا مُنْقَلَبًا

"Kıyametin kopacağını da sanmıyorum. Rabbime döndürülsem bile andolsun bundan daha iyi bir sonuç bulurum."

Diyanet

قَالَ لَهُ صَاحِبُهُ وَهُوَ یُحَاوِرُهُٓ اَكَفَرْتَ بِالَّذٖی خَلَقَكَ مِنْ تُرَابٍ ثُمَّ مِنْ نُطْفَةٍ ثُمَّ سَوّٰیكَ رَجُلًاؕ

Arkadaşı ona cevap vererek dedi ki: "Seni topraktan, sonra bir damla döl suyundan yaratan, sonra da seni (eksiksiz) bir insan şeklinde düzenleyen Allah'ı inkâr mı ediyorsun?"

Diyanet

لٰكِنَّا𐻾 هُوَ اللّٰهُ رَبّٖی وَلَٓا اُشْرِكُ بِرَبّٖٓی اَحَدًا

"Fakat O Allah benim Rabbimdir. Ben Rabbime hiç kimseyi ortak koşmam."

Diyanet

وَلَوْلَٓا اِذْ دَخَلْتَ جَنَّتَكَ قُلْتَ مَا شَٓاءَ اللّٰهُۙ لَا قُوَّةَ اِلَّا بِاللّٰهِۚ اِنْ تَرَنِ اَنَا𐻾 اَقَلَّ مِنْكَ مَالًا وَوَلَدًاۚ

"Bağına girdiğinde ‘Mâşaallah! Kuvvet yalnız Allah'ındır' deseydin ya!.. Eğer benim malımı ve çocuklarımı kendininkilerden daha az görüyorsan, belki Rabbim bana, senin bağından daha iyisini verir. Seninkinin üzerine de gökten bir afet indirir de bağ kupkuru ve yalçın bir toprak haline geliverir."

Diyanet · 39-40. ayetlerin meali

فَعَسٰى رَبّٖٓی اَنْ یُؤْتِیَنِ خَیْرًا مِنْ جَنَّتِكَ وَیُرْسِلَ عَلَیْهَا حُسْبَانًا مِنَ السَّمَٓاءِ فَتُصْبِحَ صَعٖیدًا زَلَقًاۙ

39. ayetle birlikte çevrilmiştir

Diyanet

اَوْ یُصْبِحَ مَٓاؤُ𐻾هَا غَوْرًا فَلَنْ تَسْتَطٖیعَ لَهُ طَلَبًا

"Ya da suyu çekiliverir de (bırak bir daha bulmayı) artık onu arayamazsın bile."

Diyanet

وَاُحٖیطَ بِثَمَرِهٖ فَاَصْبَحَ یُقَلِّبُ كَفَّیْهِ عَلٰى مَٓا اَنْفَقَ فٖیهَا وَهِیَ خَاوِیَةٌ عَلٰى عُرُوشِهَا وَیَقُولُ یَا لَیْتَنٖی لَمْ اُشْرِكْ بِرَبّٖٓی اَحَدًا

Derken bütün serveti helak edildi. (Yıkılmış) çardakları üzerine çökmüş haldeki bağına yaptığı harcamalar karşısında ellerini oğuşturuyor ve şöyle diyordu: "Keşke Rabbime hiçbir kimseyi ortak koşmasaydım..."

Diyanet

وَلَمْ تَكُنْ لَهُ فِئَةٌ یَنْصُرُونَهُ مِنْ دُونِ اللّٰهِ وَمَا كَانَ مُنْتَصِرًاؕ

Onun, Allah'tan başka kendisine yardım edebilecek kimseleri yoktu. Kendi kendini kurtaracak güçte de değildi.

Diyanet

هُنَالِكَ الْوَلَایَةُ لِلّٰهِ الْحَقِّؕ هُوَ خَیْرٌ ثَوَابًا وَخَیْرٌ عُقْبًاࣖ

İşte bu durumda velayet (himaye ve koruyuculuk) yalnızca hak olan Allah'a mahsustur. Onun mükâfatı da daha hayırlıdır, vereceği sonuç da daha hayırlıdır.

Diyanet

وَاضْرِبْ لَهُمْ مَثَلَ الْحَیٰوةِ الدُّنْیَا كَمَٓاءٍ اَنْزَلْنَاهُ مِنَ السَّمَٓاءِ فَاخْتَلَطَ بِهٖ نَبَاتُ الْاَرْضِ فَاَصْبَحَ هَشٖیمًا تَذْرُوهُ الرِّیَاحُؕ وَكَانَ اللّٰهُ عَلٰى كُلِّ شَیْءٍ مُقْتَدِرًا

Onlara dünya hayatının örneğini ver: (Dünya hayatı), gökten indirdiğimiz yağmur gibidir ki, onun sebebiyle yeryüzünün bitkileri boy verip birbirine karışırlar. Fakat bütün bu canlılık sonunda rüzgarın savurduğu kuru bir çer çöpe döner. Allah, her şey üzerinde kudret sahibidir.

Diyanet

0:00
0:00