25. Furkân

الْفُرْقَانِ

اَمْ تَحْسَبُ اَنَّ اَكْثَرَهُمْ یَسْمَعُونَ اَوْ یَعْقِلُونَؕ اِنْ هُمْ اِلَّا كَالْاَنْعَامِ بَلْ هُمْ اَضَلُّ سَبٖیلًاࣖ

Yoksa sen onların çoğunun (söz) dinleyeceklerini yahut akıllarını kullanacaklarını mı sanıyorsun? Onlar hayvanlar gibidirler, belki yolca onlardan daha da şaşkındırlar.

Diyanet

اَلَمْ تَرَ اِلٰى رَبِّكَ كَیْفَ مَدَّ الظِّلَّۚ وَلَوْ شَٓاءَ لَجَعَلَهُ سَاكِنًاۚ ثُمَّ جَعَلْنَا الشَّمْسَ عَلَیْهِ دَلٖیلًاۙ

Rabbinin gölgeyi nasıl uzattığını görmez misin? İsteseydi onu sabit kılardı. Sonra biz güneşi gölgeye delil kıldık.

Diyanet

ثُمَّ قَبَضْنَاهُ اِلَیْنَا قَبْضًا یَسٖیرًا

Sonra onu kendimize yavaş yavaş çektik.

Diyanet

وَهُوَ الَّذٖی جَعَلَ لَكُمُ الَّیْلَ لِبَاسًا وَالنَّوْمَ سُبَاتًا وَجَعَلَ النَّهَارَ نُشُورًا

O, geceyi size bir örtü, uykuyu istirahat zamanı ve gündüzü de hareket ve çalışma vakti yapandır.

Diyanet

وَهُوَ الَّذٖٓی اَرْسَلَ الرِّیَاحَ بُشْرًا بَیْنَ یَدَیْ رَحْمَتِهٖۚ وَاَنْزَلْنَا مِنَ السَّمَٓاءِ مَٓاءً طَهُورًاۙ

O, rahmetinin önünde rüzgarları müjdeci olarak gönderendir. Ölü toprağı canlandıralım, yarattıklarımızdan bir çok hayvanları ve insanları sulayalım diye gökten tertemiz bir su indirdik.

Diyanet · 48-49. ayetlerin meali

لِنُحْیِیَ بِهٖ بَلْدَةً مَیْتًا وَنُسْقِیَهُ مِمَّا خَلَقْنَٓا اَنْعَامًا وَاَنَاسِیَّ كَثٖیرًا

48. ayetle birlikte çevrilmiştir

Diyanet

وَلَقَدْ صَرَّفْنَاهُ بَیْنَهُمْ لِیَذَّكَّرُواؗ فَاَبٰٓى اَكْثَرُ النَّاسِ اِلَّا كُفُورًا

Andolsun, biz bunu insanlar arasında, düşünüp ibret alsınlar diye tekrar tekrar açıkladık. Fakat insanların çoğu nankörlükte direttiler.

Diyanet

وَلَوْ شِئْنَا لَبَعَثْنَا فٖی كُلِّ قَرْیَةٍ نَذٖیرًاؗ

Dileseydik her memlekete bir uyarıcı gönderirdik.

Diyanet

فَلَا تُطِعِ الْكَافِرٖینَ وَجَاهِدْهُمْ بِهٖ جِهَادًا كَبٖیرًا

Öyle ise kafirlere itaat etme, onlara karşı bu Kur'an'la büyük bir mücadele ver.

Diyanet

وَهُوَ الَّذٖی مَرَجَ الْبَحْرَیْنِ هٰذَا عَذْبٌ فُرَاتٌ وَهٰذَا مِلْحٌ اُجَاجٌۚ وَجَعَلَ بَیْنَهُمَا بَرْزَخًا وَحِجْرًا مَحْجُورًا

O, birinin suyu lezzetli ve tatlı, diğerininki tuzlu ve acı olan iki denizi salıverip aralarına da görünmez bir perde ve karışmalarını önleyici bir engel koyandır.

Diyanet

وَهُوَ الَّذٖی خَلَقَ مِنَ الْمَٓاءِ بَشَرًا فَجَعَلَهُ نَسَبًا وَصِهْرًاؕ وَكَانَ رَبُّكَ قَدٖیرًا

O, sudan bir insan yaratıp ondan soy sop ve hısımlık meydana getirendir. Rabbin her şeye hakkıyla gücü yetendir.

Diyanet

وَیَعْبُدُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِ مَا لَا یَنْفَعُهُمْ وَلَا یَضُرُّهُمْؕ وَكَانَ الْكَافِرُ عَلٰى رَبِّهٖ ظَهٖیرًا

Onlar, Allah'ı bırakıp, kendilerine ne faydası ne de zararı dokunan şeylere kulluk ederler. Kâfir, Rabbine karşı (şeytana) arka çıkandır.

Diyanet

0:00
0:00