وَمَٓا اَرْسَلْنَاكَ اِلَّا مُبَشِّرًا وَنَذٖیرًا
Biz seni ancak bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak gönderdik.
Diyanet
الْفُرْقَانِ
وَمَٓا اَرْسَلْنَاكَ اِلَّا مُبَشِّرًا وَنَذٖیرًا
Biz seni ancak bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak gönderdik.
Diyanet
قُلْ مَٓا اَسْـَٔلُكُمْ عَلَیْهِ مِنْ اَجْرٍ اِلَّا مَنْ شَٓاءَ اَنْ یَتَّخِذَ اِلٰى رَبِّهٖ سَبٖیلًا
De ki: "Ben buna karşılık sizden dileyen kimsenin, Rabbine giden yolu tutmasından başka herhangi bir ücret istemiyorum."
Diyanet
وَتَوَكَّلْ عَلَى الْحَیِّ الَّذٖی لَا یَمُوتُ وَسَبِّـحْ بِحَمْدِهٖؕ وَكَفٰى بِهٖ بِذُنُوبِ عِبَادِهٖ خَبٖیرًاۚۛ
Sen, o ölümsüz ve daima diri olana (Allah'a) tevekkül et. O'nu her türlü övgüyle yücelterek tesbih et. Kullarının günahlarından hakkıyla haberdar olarak O yeter!
Diyanet
اَلَّذٖی خَلَقَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ وَمَا بَیْنَهُمَا فٖی سِتَّةِ اَیَّامٍ ثُمَّ اسْتَوٰى عَلَى الْعَرْشِۚۛ اَلرَّحْمٰنُ فَسْـَٔلْ بِهٖ خَبٖیرًا
Gökleri ve yeryüzünü ve ikisi arasındakileri altı gün içinde (altı evrede) yaratan sonra da Arş'a kurulan Rahmân'dır. Sen bunu haberdar olana sor!
Diyanet
وَاِذَا قٖیلَ لَهُمُ اسْجُدُوا لِلرَّحْمٰنِ قَالُوا وَمَا الرَّحْمٰنُࣗ اَنَسْجُدُ لِمَا تَاْمُرُنَا وَزَادَهُمْ نُفُورًاࣖ
Onlara, "Rahmân'a secdeye kapanın denildiğinde "Rahmân da nedir? Senin bize emrettiğine mi secde edeceğiz?" derler ve bu onların nefretini artırır.
Diyanet
تَبَارَكَ الَّذٖی جَعَلَ فِی السَّمَٓاءِ بُرُوجًا وَجَعَلَ فٖیهَا سِرَاجًا وَقَمَرًا مُنٖیرًا
Göğe burçlar yerleştiren, orada bir ışık kaynağı (güneş) ve aydınlatıcı bir ay yaratanın şanı çok yücedir.
Diyanet
وَهُوَ الَّذٖی جَعَلَ الَّیْلَ وَالنَّهَارَ خِلْفَةً لِمَنْ اَرَادَ اَنْ یَذَّكَّرَ اَوْ اَرَادَ شُكُورًا
O, öğüt almak isteyen ve çok şükredici olmayı dileyen kimseler için geceyi ve gündüzü birbiri ardınca getirendir.
Diyanet
وَعِبَادُ الرَّحْمٰنِ الَّذٖینَ یَمْشُونَ عَلَى الْاَرْضِ هَوْنًا وَاِذَا خَاطَبَهُمُ الْجَاهِلُونَ قَالُوا سَلَامًا
Rahmân'ın kulları, yeryüzünde vakar ve tevazu ile yürüyen kimselerdir. Cahiller onlara laf attıkları zaman, "selâm!" der (geçer)ler.
Diyanet
وَالَّذٖینَ یَبٖیتُونَ لِرَبِّهِمْ سُجَّدًا وَقِیَامًا
Onlar, Rabblerine secde ederek ve kıyamda durarak geceleyenlerdir.
Diyanet
وَالَّذٖینَ یَقُولُونَ رَبَّنَا اصْرِفْ عَنَّا عَذَابَ جَهَنَّمَࣗ اِنَّ عَذَابَهَا كَانَ غَرَامًاࣗ
Onlar, şöyle diyenlerdir: "Ey Rabbimiz! Bizden cehennem azabını uzaklaştır, gerçekten onun azabı sürekli bir helaktir!"
Diyanet
اِنَّهَا سَٓاءَتْ مُسْتَقَرًّا وَمُقَامًا
"Şüphesiz, ne kötü bir durak ve ne kötü bir konaktır orası."
Diyanet
وَالَّذٖینَ اِذَٓا اَنْفَقُوا لَمْ یُسْرِفُوا وَلَمْ یَقْتُرُوا وَكَانَ بَیْنَ ذٰلِكَ قَوَامًا
Onlar, harcadıklarında ne israf ne de cimrilik edenlerdir. Onların harcamaları, bu ikisi arası dengeli bir harcamadır.
Diyanet