Mushafim

40. Mü'min

الْمُؤْمِنِ

وَلَقَدْ جَٓاءَكُمْ یُوسُفُ مِنْ قَبْلُ بِالْبَیِّنَاتِ فَمَا زِلْتُمْ فٖی شَكٍّ مِمَّا جَٓاءَكُمْ بِهٖؕ حَتّٰٓى اِذَا هَلَكَ قُلْتُمْ لَنْ یَبْعَثَ اللّٰهُ مِنْ بَعْدِهٖ رَسُولًاؕ كَذٰلِكَ یُضِلُّ اللّٰهُ مَنْ هُوَ مُسْرِفٌ مُرْتَابٌۚ

Andolsun, daha önce Yûsuf da size apaçık deliller getirmişti de, onun size getirdikleri hakkında şüphe edip durmuştunuz. Daha sonra o ölünce de, "Allah ondan sonra aslâ peygamber göndermez" demiştiniz. İşte Allah aşırı giden şüpheci kimseleri böyle saptırır.

Diyanet

اَلَّذٖینَ یُجَادِلُونَ فٖٓی اٰیَاتِ اللّٰهِ بِغَیْرِ سُلْطَانٍ اَتٰیهُمْؕ كَبُرَ مَقْتًا عِنْدَ اللّٰهِ وَعِنْدَ الَّذٖینَ اٰمَنُواؕ كَذٰلِكَ یَطْبَعُ اللّٰهُ عَلٰى كُلِّ قَلْبِ مُتَكَبِّرٍ جَبَّارٍ

Onlar kendilerine gelmiş hiçbir delil olmaksızın, Allah'ın âyetleri hakkında tartışan kimselerdir. Bu ise Allah katında ve iman edenler katında büyük öfke ve gazap gerektiren bir iştir. Allah, her kibirli zorbanın kalbini işte böyle mühürler.

Diyanet

وَقَالَ فِرْعَوْنُ یَا هَامَانُ ابْنِ لٖی صَرْحًا لَعَلّٖٓی اَبْلُغُ الْاَسْبَابَۙ

Firavun dedi ki: "Ey Hâmân! Bana yüksek bir kule yap, belki yollara, göklerin yollarına erişirim de Mûsâ'nın ilâhını görürüm(!) Çünkü ben, onun yalancı olduğuna inanıyorum." Böylece Firavun'a yaptığı kötü iş süslü gösterildi ve doğru yoldan saptırıldı. Firavun'un tuzağı, tamamen sonuçsuz kaldı.

Diyanet · 36-37. ayetlerin meali

اَسْبَابَ السَّمٰوَاتِ فَاَطَّلِعَ اِلٰٓى اِلٰهِ مُوسٰى وَاِنّٖی لَاَظُنُّهُ كَاذِبًاؕ وَكَذٰلِكَ زُیِّنَ لِفِرْعَوْنَ سُٓوءُ عَمَلِهٖ وَصُدَّ عَنِ السَّبٖیلِؕ وَمَا كَیْدُ فِرْعَوْنَ اِلَّا فٖی تَبَابٍࣖ

36. ayetle birlikte çevrilmiştir

Diyanet

وَقَالَ الَّذٖٓی اٰمَنَ یَا قَوْمِ اتَّبِعُونِ اَهْدِكُمْ سَبٖیلَ الرَّشَادِۚ

O inanan kimse dedi ki: "Ey kavmim! Bana uyun ki, sizi doğru yola ileteyim."

Diyanet

یَا قَوْمِ اِنَّمَا هٰذِهِ الْحَیٰوةُ الدُّنْیَا مَتَاعٌؗ وَاِنَّ الْاٰخِرَةَ هِیَ دَارُ الْقَرَارِ

"Ey kavmim! Şüphesiz bu dünya hayatı ancak (geçici) bir yararlanmadır. Ahiret ise ebedi olarak kalınacak yerdir."

Diyanet

مَنْ عَمِلَ سَیِّئَةً فَلَا یُجْزٰٓى اِلَّا مِثْلَهَاۚ وَمَنْ عَمِلَ صَالِحًا مِنْ ذَكَرٍ اَوْ اُنْثٰى وَهُوَ مُؤْمِنٌ فَاُو𐻾لٰٓئِكَ یَدْخُلُونَ الْجَنَّةَ یُرْزَقُونَ فٖیهَا بِغَیْرِ حِسَابٍ

"Kim bir kötülük yaparsa, ancak onun kadar ceza görür. Kadın veya erkek, kim, mü'min olarak salih bir amel işlerse işte onlar cennete girecek ve orada hesapsız olarak rızıklandırılacaklardır."

Diyanet

0:00
0:00