Mushafim

4. Nisâ

النِّسَاءِ

اَلَمْ تَرَ اِلَى الَّذٖینَ یَزْعُمُونَ اَنَّهُمْ اٰمَنُوا بِمَٓا اُنْزِلَ اِلَیْكَ وَمَٓا اُنْزِلَ مِنْ قَبْلِكَ یُرٖیدُونَ اَنْ یَتَحَاكَمُٓوا اِلَى الطَّاغُوتِ وَقَدْ اُمِرُٓوا اَنْ یَكْفُرُوا بِهٖؕ وَیُرٖیدُ الشَّیْطَانُ اَنْ یُضِلَّهُمْ ضَلَالًا بَعٖیدًا

(Ey Muhammed!) Sana indirilen Kur'an'a ve senden önce indirilene inandıklarını iddia edenleri görmüyor musun? Tâğût'u tanımamaları kendilerine emrolunduğu halde, onun önünde muhakeme olmak istiyorlar. Şeytan da onları derin bir sapıklığa düşürmek istiyor.

Diyanet

وَاِذَا قٖیلَ لَهُمْ تَعَالَوْا اِلٰى مَٓا اَنْزَلَ اللّٰهُ وَاِلَى الرَّسُولِ رَاَیْتَ الْمُنَافِقٖینَ یَصُدُّونَ عَنْكَ صُدُودًاۚ

Münafıklara, "Allah'ın indirdiğine (Kur'an'a) ve Peygambere gelin" dendiği zaman onların senden büsbütün uzaklaştıklarını görürsün.

Diyanet

فَكَیْفَ اِذَٓا اَصَابَتْهُمْ مُصٖیبَةٌ بِمَا قَدَّمَتْ اَیْدٖیهِمْ ثُمَّ جَٓاؤُ𐻿كَ یَحْلِفُونَ بِاللّٰهِ اِنْ اَرَدْنَٓا اِلَّٓا اِحْسَانًا وَتَوْفٖیقًا

Kendi işledikleri yüzünden başlarına bir musibet geldiği, sonra da "Biz iyilik etmek ve uzlaştırmaktan başka bir şey istememiştik" diye Allah'a yemin ederek sana geldikleri zaman halleri nasıl olur?

Diyanet

اُو𐻾لٰٓئِكَ الَّذٖینَ یَعْلَمُ اللّٰهُ مَا فٖی قُلُوبِهِمْ فَاَعْرِضْ عَنْهُمْ وَعِظْهُمْ وَقُلْ لَهُمْ فٖٓی اَنْفُسِهِمْ قَوْلًا بَلٖیغًا

Onlar, Allah'ın kalplerindekini bildiği kimselerdir. Öyleyse onlara aldırma. Onlara öğüt ver ve onlara, kendileri hakkında etkili ve güzel söz söyle.

Diyanet

وَمَٓا اَرْسَلْنَا مِنْ رَسُولٍ اِلَّا لِیُطَاعَ بِاِذْنِ اللّٰهِؕ وَلَوْ اَنَّهُمْ اِذْ ظَلَمُٓوا اَنْفُسَهُمْ جَٓاؤُ𐻿كَ فَاسْتَغْفَرُوا اللّٰهَ وَاسْتَغْفَرَ لَهُمُ الرَّسُولُ لَوَجَدُوا اللّٰهَ تَوَّابًا رَحٖیمًا

Biz her peygamberi sırf, Allah'ın izni ile itaat edilmek üzere gönderdik. Eğer onlar kendilerine zulmettikleri zaman sana gelseler de Allah'tan günahlarının bağışlamasını dileseler ve Peygamber de onlara bağışlama dileseydi, elbette Allah'ı tövbeleri çok kabul edici ve çok merhametli bulacaklardı.

Diyanet

فَلَا وَرَبِّكَ لَا یُؤْمِنُونَ حَتّٰى یُحَكِّمُوكَ فٖیمَا شَجَرَ بَیْنَهُمْۙ ثُمَّ لَا یَجِدُوا فٖٓی اَنْفُسِهِمْ حَرَجًا مِمَّا قَضَیْتَ وَیُسَلِّمُوا تَسْلٖیمًا

Hayır! Rabbine andolsun ki onlar, aralarında çıkan çekişmeli işlerde seni hakem yapıp, sonra da verdiğin hükme içlerinde hiçbir sıkıntı duymaksızın, tam bir teslimiyetle boyun eğmedikçe iman etmiş olmazlar.

Diyanet

0:00
0:00