وَاَنَّا مِنَّا الْمُسْلِمُونَ وَمِنَّا الْقَاسِطُونَؕ فَمَنْ اَسْلَمَ فَاُو𐻾لٰٓئِكَ تَحَرَّوْا رَشَدًا
"Kuşkusuz içimizde müslüman olanlar da var, hak yoldan sapanlar da var. Kim müslüman olursa, işte onlar doğruyu arayıp bulmuşlardır."
Diyanet
الْجِنِّ
وَاَنَّا مِنَّا الْمُسْلِمُونَ وَمِنَّا الْقَاسِطُونَؕ فَمَنْ اَسْلَمَ فَاُو𐻾لٰٓئِكَ تَحَرَّوْا رَشَدًا
"Kuşkusuz içimizde müslüman olanlar da var, hak yoldan sapanlar da var. Kim müslüman olursa, işte onlar doğruyu arayıp bulmuşlardır."
Diyanet
وَاَمَّا الْقَاسِطُونَ فَكَانُوا لِجَهَنَّمَ حَطَبًاۙ
"Hak yoldan sapanlara gelince, onlar cehenneme odun olmuşlardır."
Diyanet
وَاَنْ لَوِ اسْتَقَامُوا عَلَى الطَّرٖیقَةِ لَاَسْقَیْنَاهُمْ مَٓاءً غَدَقًاۙ
Yine de ki: "Bana şöyle de vahyedildi: ‘Eğer yolda dosdoğru olurlarsa mutlaka onlara bol yağmur yağdırırız ki bununla onları imtihan edelim. Kim Rabbinin zikrinden (Kur'an'dan) yüz çevirirse, Rabbi onu gittikçe yükselen bir azaba sokar."
Diyanet · 16-17. ayetlerin meali
لِنَفْتِنَهُمْ فٖیهِۚ وَمَنْ یُعْرِضْ عَنْ ذِكْرِ رَبِّهٖ یَسْلُكْهُ عَذَابًا صَعَدًاۙ
16. ayetle birlikte çevrilmiştir
Diyanet
وَاَنَّ الْمَسَاجِدَ لِلّٰهِ فَلَا تَدْعُوا مَعَ اللّٰهِ اَحَدًاۙ
"Şüphesiz mescitler, Allah'ındır. O halde, Allah ile birlikte hiç kimseye kulluk etmeyin.
Diyanet
وَاَنَّهُ لَمَّا قَامَ عَبْدُ اللّٰهِ یَدْعُوهُ كَادُوا یَكُونُونَ عَلَیْهِ لِبَدًاؕࣖ
"Allah'ın kulu (Muhammed), O'na ibadet etmek için kalktığında cinler nerede ise (Kur'an'ı dinlemek için kalabalıktan) onun etrafında birbirlerine geçiyorlardı."
Diyanet
قُلْ اِنَّمَٓا اَدْعُوا رَبّٖی وَلَٓا اُشْرِكُ بِهٖٓ اَحَدًا
De ki: "Şüphesiz ben ancak Rabbime ibadet ederim ve O'na hiç kimseyi ortak koşmam."
Diyanet
قُلْ اِنّٖی لَٓا اَمْلِكُ لَكُمْ ضَرًّا وَلَا رَشَدًا
De ki: "Şüphesiz ben, size ne zarar verebilir ne de fayda sağlayabilirim."
Diyanet
قُلْ اِنّٖی لَنْ یُجٖیرَنٖی مِنَ اللّٰهِ اَحَدٌ وَلَنْ اَجِدَ مِنْ دُونِهٖ مُلْتَحَدًاۙ
De ki: "Gerçekten beni Allah'a karşı hiç kimse asla koruyamaz ve yine asla O'ndan başka sığınacak kimse de bulamam."
Diyanet
اِلَّا بَلَاغًا مِنَ اللّٰهِ وَرِسَالَاتِهٖؕ وَمَنْ یَعْصِ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ فَاِنَّ لَهُ نَارَ جَهَنَّمَ خَالِدٖینَ فٖیهَٓا اَبَدًاؕ
"Ancak Allah'tan gelenleri tebliğ edebilirim ve O'nun vahiylerini açıklayabilirim. Kim Allah'a ve Resülüne karşı gelirse, şüphesiz onlar için, içinde ebedi kalacakları cehennem ateşi vardır."
Diyanet
حَتّٰٓى اِذَا رَاَوْا مَا یُوعَدُونَ فَسَیَعْلَمُونَ مَنْ اَضْعَفُ نَاصِرًا وَاَقَلُّ عَدَدًا
Nihayet uyarıldıkları şeyi gördüklerinde kimin yardımcısı daha zayıf, kimin sayısı daha azmış, bilecekler.
Diyanet
قُلْ اِنْ اَدْرٖٓی اَقَرٖیبٌ مَا تُوعَدُونَ اَمْ یَجْعَلُ لَهُ رَبّٖٓی اَمَدًا
De ki: "Sizin uyarıldığınız şey yakın mıdır, yoksa Rabbim ona uzun bir süre mi koyacaktır, bilemem."
Diyanet
عَالِمُ الْغَیْبِ فَلَا یُظْهِرُ عَلٰى غَیْبِهٖٓ اَحَدًاۙ
O gaybı bilendir. Hiç kimseye gaybını bildirmez.
Diyanet
اِلَّا مَنِ ارْتَضٰى مِنْ رَسُولٍ فَاِنَّهُ یَسْلُكُ مِنْ بَیْنِ یَدَیْهِ وَمِنْ خَلْفِهٖ رَصَدًاۙ
Ancak seçtiği resüller başka. (Onlara bildirir.) Fakat O, Resülün önünde ve arkasında gözetleyici (melek)ler yürütür ki resüllerin, Rablerinin vahiylerini tebliğ ettiklerini bilsin. Allah onların her halini kuşatmış ve her şeyi inceden inceye sayıp dökmüştür.
Diyanet · 27-28. ayetlerin meali
لِیَعْلَمَ اَنْ قَدْ اَبْلَغُوا رِسَالَاتِ رَبِّهِمْ وَاَحَاطَ بِمَا لَدَیْهِمْ وَاَحْصٰى كُلَّ شَیْءٍ عَدَدًا
27. ayetle birlikte çevrilmiştir
Diyanet