اَفَرَاَیْتَ الَّذٖی كَفَرَ بِاٰیَاتِنَا وَقَالَ لَاُو𐻿تَیَنَّ مَالًا وَوَلَدًاؕ
Âyetlerimizi inkar edip "Bana elbette mal ve evlat verilecek!" diyen kimseyi gördün mü?
Diyanet
مَرْيَمَ
اَفَرَاَیْتَ الَّذٖی كَفَرَ بِاٰیَاتِنَا وَقَالَ لَاُو𐻿تَیَنَّ مَالًا وَوَلَدًاؕ
Âyetlerimizi inkar edip "Bana elbette mal ve evlat verilecek!" diyen kimseyi gördün mü?
Diyanet
اَطَّلَعَ الْغَیْبَ اَمِ اتَّخَذَ عِنْدَ الرَّحْمٰنِ عَهْدًاۙ
Gaybı mı görüp bilmiş, yoksa Rahmân'dan bir söz mü almış?
Diyanet
كَلَّاؕ سَنَكْتُبُ مَا یَقُولُ وَنَمُدُّ لَهُ مِنَ الْعَذَابِ مَدًّاۙ
Hayır! (İş onun dediği gibi değil). Biz onun söylediklerini yazacağız ve azabını arttırdıkça arttıracağız!
Diyanet
وَنَرِثُهُ مَا یَقُولُ وَیَاْتٖینَا فَرْدًا
Onun (ahirette sahip olacağını) söylediği şeylere biz varis olacağız ve o bize tek başına gelecek.
Diyanet
وَاتَّخَذُوا مِنْ دُونِ اللّٰهِ اٰلِهَةً لِیَكُونُوا لَهُمْ عِزًّاۙ
Onlar, kendileri için kuvvet ve şeref (kaynağı) olsunlar diye, Allah'tan başka ilahlar edindiler.
Diyanet
كَلَّاؕ سَیَكْفُرُونَ بِعِبَادَتِهِمْ وَیَكُونُونَ عَلَیْهِمْ ضِدًّاࣖ
Hayır! İlahları, onların ibadetlerini inkar edecekler ve kendilerine düşman olacaklar.
Diyanet
اَلَمْ تَرَ اَنَّٓا اَرْسَلْنَا الشَّیَاطٖینَ عَلَى الْكَافِرٖینَ تَؤُزُّهُمْ اَزًّاۙ
Kafirlerin başına, onları durmadan (günaha ve azgınlığa) tahrik eden şeytanları gönderdiğimizi görmedin mi?
Diyanet
فَلَا تَعْجَلْ عَلَیْهِمْؕ اِنَّمَا نَعُدُّ لَهُمْ عَدًّاۚ
Ey Muhammed! Şu halde onların azaba uğramalarını istemekte acele etme. Biz onlar için ancak (takdir ettiğimiz günleri) sayıp durmaktayız.
Diyanet
یَوْمَ نَحْشُرُ الْمُتَّقٖینَ اِلَى الرَّحْمٰنِ وَفْدًاۙ
Allah'a karşı gelmekten sakınanları Rahmân'ın huzurunda bir elçiler heyeti gibi toplayacağımız, suçluları da suya koşan susuz develer gibi cehenneme sevkedeceğimiz günü düşün!
Diyanet · 85-86. ayetlerin meali
وَنَسُوقُ الْمُجْرِمٖینَ اِلٰى جَهَنَّمَ وِرْدًاۘ
85. ayetle birlikte çevrilmiştir
Diyanet
لَا یَمْلِكُونَ الشَّفَاعَةَ اِلَّا مَنِ اتَّخَذَ عِنْدَ الرَّحْمٰنِ عَهْدًاۘ
Rahmân'ın katında söz almış olanlardan başkaları şefaat hakkına sahip olmayacaklardır.
Diyanet
وَقَالُوا اتَّخَذَ الرَّحْمٰنُ وَلَدًاؕ
Onlar, "Rahmân bir çocuk edindi" dediler.
Diyanet
لَقَدْ جِئْتُمْ شَیْـًٔا اِدًّاۙ
Andolsun, siz çok çirkin bir şey ortaya attınız.
Diyanet
تَكَادُ السَّمٰوَاتُ یَتَفَطَّرْنَ مِنْهُ وَتَنْشَقُّ الْاَرْضُ وَتَخِرُّ الْجِبَالُ هَدًّاۙ
Rahman'a çocuk isnat etmelerinden dolayı neredeyse gökler parçalanacak, yer yarılacak, dağlar yıkılıp çökecektir!
Diyanet · 90-91. ayetlerin meali
اَنْ دَعَوْا لِلرَّحْمٰنِ وَلَدًاۚ
90. ayetle birlikte çevrilmiştir
Diyanet
وَمَا یَنْبَغٖی لِلرَّحْمٰنِ اَنْ یَتَّخِذَ وَلَدًاؕ
Halbuki Rahmân'a bir çocuk edinmek yakışmaz.
Diyanet
اِنْ كُلُّ مَنْ فِی السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ اِلَّٓا اٰتِی الرَّحْمٰنِ عَبْدًاؕ
Göklerdeki ve yerdeki herkes Rahman'a kul olarak gelecektir.
Diyanet
لَقَدْ اَحْصٰیهُمْ وَعَدَّهُمْ عَدًّاؕ
Andolsun, Allah onları ilmiyle kuşatmış ve tek tek saymıştır.
Diyanet
وَكُلُّهُمْ اٰتٖیهِ یَوْمَ الْقِیٰمَةِ فَرْدًا
Onlar(ın her biri) kıyamet günü O'na tek başına gelecektir.
Diyanet