قَالَ فَالْحَقُّؗ وَالْحَقَّ اَقُولُۚ
Allah şöyle dedi: "İşte bu gerçektir. Ben de gerçeği söylüyorum:"
Diyanet
صۤ
قَالَ فَالْحَقُّؗ وَالْحَقَّ اَقُولُۚ
Allah şöyle dedi: "İşte bu gerçektir. Ben de gerçeği söylüyorum:"
Diyanet
لَاَمْلَــَٔنَّ جَهَنَّمَ مِنْكَ وَمِمَّنْ تَبِعَكَ مِنْهُمْ اَجْمَعٖینَ
"Andolsun, cehennemi seninle ve onlardan sana uyanların hepsiyle dolduracağım."
Diyanet
قُلْ مَٓا اَسْـَٔلُكُمْ عَلَیْهِ مِنْ اَجْرٍ وَمَٓا اَنَا𐻾 مِنَ الْمُتَكَلِّفٖینَ
(Ey Muhammed!) De ki: "Bundan (tebliğ görevinden) dolayı sizden hiçbir ücret istemiyorum. Ben kendiliğinden yükümlülük altına girenlerden değilim."
Diyanet
اِنْ هُوَ اِلَّا ذِكْرٌ لِلْعَالَمٖینَ
"Bu Kur'an âlemler için ancak bir öğüttür."
Diyanet
وَلَتَعْلَمُنَّ نَبَاَهُ بَعْدَ حٖینٍ
"Onun haberlerinin doğruluğunu bir süre sonra mutlaka öğreneceksiniz."
Diyanet