69. Hâkka

الْحَاقَّةِ

فَلَیْسَ لَهُ الْیَوْمَ هٰهُنَا حَمٖیمٌۙ

"Bu sebeple, bugün burada onun samimi bir dostu yoktur."

Diyanet

وَلَا طَعَامٌ اِلَّا مِنْ غِسْلٖینٍۙ

"Kanlı irinden başka bir yiyeceği de yoktur."

Diyanet

لَا یَاْكُلُهُٓ اِلَّا الْخَاطِؤُ𐻿نَࣖ

"Onu günahkârlardan başkası yemez."

Diyanet

فَلَٓا اُقْسِمُ بِمَا تُبْصِرُونَۙ

Görebildiklerinize ve göremediklerinize yemin ederim ki, o (Kur'an), hiç şüphesiz çok şerefli bir elçinin (Allah'dan alıp tebliğ ettiği) sözüdür.

Diyanet · 38-40. ayetlerin meali

وَمَا لَا تُبْصِرُونَۙ

38. ayetle birlikte çevrilmiştir

Diyanet

اِنَّهُ لَقَوْلُ رَسُولٍ كَرٖیمٍۚ

38. ayetle birlikte çevrilmiştir

Diyanet

وَمَا هُوَ بِقَوْلِ شَاعِرٍؕ قَلٖیلًا مَا تُؤْمِنُونَۙ

O, bir şâirin sözü değildir. Ne de az inanıyorsunuz!

Diyanet

وَلَا بِقَوْلِ كَاهِنٍؕ قَلٖیلًا مَا تَذَكَّرُونَؕ

Bir kâhinin sözü de değildir. Ne de az düşünüyorsunuz!

Diyanet

تَنْزٖیلٌ مِنْ رَبِّ الْعَالَمٖینَ

O, âlemlerin Rabbi tarafından indirilmedir.

Diyanet

وَلَوْ تَقَوَّلَ عَلَیْنَا بَعْضَ الْاَقَاوٖیلِۙ

Eğer (Peygamber) bize isnat ederek bazı sözler uydurmuş olsaydı mutlaka onu kudretimizle yakalardık.

Diyanet · 44-45. ayetlerin meali

لَاَخَذْنَا مِنْهُ بِالْیَمٖینِۙ

44. ayetle birlikte çevrilmiştir

Diyanet

ثُمَّ لَقَطَعْنَا مِنْهُ الْوَتٖینَؗ

Sonra da onun şah damarını mutlaka keserdik.

Diyanet

فَمَا مِنْكُمْ مِنْ اَحَدٍ عَنْهُ حَاجِزٖینَ

Hiçbiriniz de bu cezayı engelleyip ondan savamazdı.

Diyanet

وَاِنَّهُ لَتَذْكِرَةٌ لِلْمُتَّقٖینَ

Şüphesiz Kur'an Allah'a karşı gelmekten sakınanlara bir öğüttür.

Diyanet

وَاِنَّا لَنَعْلَمُ اَنَّ مِنْكُمْ مُكَذِّبٖینَ

Şüphesiz biz, içinizden yalanlayanların olduğunu elbette biliyoruz.

Diyanet

وَاِنَّهُ لَحَسْرَةٌ عَلَى الْكَافِرٖینَ

Şüphesiz Kur'an, kâfirler için mutlaka bir pişmanlık sebebidir.

Diyanet

وَاِنَّهُ لَحَقُّ الْیَقٖینِ

Şüphesiz Kur'an gerçek kesin bilgidir.

Diyanet

فَسَبِّحْ بِاسْمِ رَبِّكَ الْعَظٖیمِ

O halde sen, yüce Rabbinin adıyla tespih et.

Diyanet

0:00
0:00